İnceleme: The Twilight Zone (2019) 1. Sezon 1. Bölüm “The Comedian”

Uzun bir süredir merakla beklediğim The Twilight Zone nihayet başladı. Bir taraftan orijinal yapımı izlemeye devam ederken diğer taraftan da bu modern yapımı izlemek benim için büyük bir keyif olacak.

Dizinin ilk iki bölümü 1 Nisan’da yayımlandı ve hiç geciktirmeden ilk fırsatta izledim. Her iki bölüm hakkındaki yorum ve çıkarımlarımı diziye ait inceleme yazılarımda bulabileceksiniz.

*Dikkat! Spoiler içerir.

The Comedian
Yönetmen: Owen Harris
Senarist: Alex Rubens
Oyuncular: Kumail Nanjiani, Diarra Kilpatrick, Tracy Morgan
Süre: 55 dk.

Konusu Nedir, Neler Oluyor?

Komedyen adlı bu bölüm kısaca; başarısız bir komedyenin (stand up’çı), başarılı olma uğruna yapabileceği şeyleri ve bunların sınırını bizlere gösteriyor.

Samir adlı komedyen “güldürürken düşündürmek” mottosuyla hareket ederek gösterilerinde politika, silah yasaları gibi konulara yer veren başarısız bir stand up’çıdır. İzleyiciler Samir’in anlattığı şeylerden ziyade pizzanın üstüne oturan köpek tarzında sulu şakalardan hoşlandıkları için Samir’in gösterileri genellikle hayal kırıklığı ile sonuçlanır.

Yine kötü geçen bir gösterinin ardından komedi dünyasının efsane bir simasına denk gelen Samir, JC Wheeler adındaki bu şahıstan tavsiyeler ister. JC Wheeler ile bir anlaşma yapan Samir, bunun karşılığında gösterilerinde kendi hayatından bir şeyler sunması gerektiğini öğrenir.

Bu tavsiye üzerine Samir, hemen ilk gösterisinde sevgilisinin köpeğinden bahseder ve yaptığı sulu şakalarla bütün izleyicilere kahkaha attırmayı başarır. Fakat eve döndüğü zaman hiç beklemediği bir şeyle karşılaşır. Sevgilisinin köpeği yok olmuştur. Hatta değil yok olmak, aslında hiç var olmamıştır. Samir’in kız arkadaşı herhangi bir köpekleri olduğunu hatırlamaz bile.

Birkaç gösterinin ardından başarısının sonucunda neden olduğu şeyi anlayan Samir, bir şekilde ilk olayların şokunu atlattıktan sonra artık durdurulamaz bir hâle gelir. Ta ki bir gün başarı ve şöhret uğruna nasıl bir canavara dönüştüğünü fark edene kadar.

İnceleme: İzlemeye Değer mi?

İzlemeye değer mi değmez mi, açıkçası bu bölüm için net bir şey söylemek zor. Hâlihazırda Alacakaranlık Kuşağı hayranı olan izleyiciler muhakkak izleyecektir. Fakat bu yapım ile ilk defa tanışacaklar için belki de en iyi tanışma şekli olmayabilir.

Öncelikle bu bölümün bildiğimiz The Twilight Zone temasına uygun olduğunu belirtmek istiyorum. Birtakım gizemli olaylar olur, baş karakter bu durumu fark eder ve finali ise genel yapımların aksine biraz farklı bir şekilde sonuçlanır. Genel olarak karanlık ve gerilimli bir atmosferi vardır. Bazı durumlarda izleyiciyi düşündürür ve birtakım şeyleri sorgulamasını sağlar. İşte tüm bunlar “The Comedian” adlı bu bölümde de mevcuttur.

Bir The Twilight Zone bölümü olmasının yanı sıra aynı zamanda klasik bir Black Mirror bölümü ile de benzerlikleri bulunuyor. Fakat Black Mirror’ın aksine içerdiği mesajdan ziyade asıl önemi hikâye kısmı üstlendiği için biraz basit kaçacağını ve dolayısıyla bayıla bayıla izlediğim muhteşem Black Mirror bölümleri arasında biraz zayıf kalacağını düşünüyorum. Ayrıca The Twilight Zone’da alışık olduğumuz gibi hikâyenin bilim kurgunun dışına çıkan bir yönü de mevcut.

Peki bir Alacakaranlık Kuşağı bölümü olarak yeteri kadar iyi mi?

Bölümün belli başlı bazı eksikleri ve olumsuz tarafları bulunuyor. Bu nedenle ortalama bir bölüm olmaktan ileri gidemiyor. Sahip olduğu sorunların başında bölümün süresi ve finalinin kolayca tahmin edilebilir olması geliyor.

Samir’in neden olduğu şeyi gördükten sonra aynı durumu tekrar tekrar gösterdiler ve artık finalde ne olacağı, Samir’in ne yapması gerektiği iyice belli olmuştu. Bu sorunu ortadan kaldırmak için bölümün süresini biraz kısa tutmaları gerekirdi. Böylelikle final sahnesi bizler için biraz şaşırtıcı hâle gelebilirdi.

Finalin kolay tahmin edilebilmesi ise aslında en büyük sorun olarak karşımıza çıkıyor. Bu noktada Samir’in riskli bir oyun oynayarak kendisini değil de JC Wheeler’ı yok etmeyi denemesini görmek isterdim. Böyle bir yolun seçilmemiş olması belki de Samir’in neler olacağını kestirememesinden dolayıdır. Veyahut yaptığı şeylerden dolayı Samir, kendisini cezalandırarak kefaretini bu şekilde ödemek istemiş olabilir.

Bölümün bize gösterdiği şey; bir insanın şan, şöhret, para, sosyal medya takipçileri vs. için yapabileceklerinin sınırının olmamasıdır. Samir tüm bu saydığım şeyler için çevresindeki herkesi feda etti ve nihayet istediği şeylere kavuşunca yapayalnız kaldığını fark etti.

Jordan Peele, dizinin yapımcılığını üstlendiği gibi aynı zamanda sunucu rolünde de karşımıza çıkıyor. Bölümün girişinden sonra karşımıza çıkan Peele’in anlatıcı rolünü çok iyi bir şekilde becerdiğini düşünüyorum. Muazzam ses tonu ile bizi bekleyin şeyler hakkında ipucu vererek hep beraber Alacakaranlık Kuşağına girmemizi sağlıyor.

Sonuç

The Twilight Zone, “The Comedian” adlı ilk bölümüyle, pek güzel bir açılış yapamıyor maalesef. Fakat en azından ilerleyen bölümlerde çok daha iyi şeyler göreceğimizin habercisi oluyor diyebilirim. Antolojinin yapı olarak nasıl bir tarza sahip olacağını ise bu bölümde güzel bir şekilde gösterdiler. Bu yapıyı daha iyi hikâyelerle buluşturdukları vakit, iz bırakacak bölümler izleyebileceğiz demektir.

Finalini tahmin etmemeye çalışarak izlerseniz (tabii böyle bir şey mümkünse) daha fazla keyif alabilirsiniz. E bunu söyledikten sonra eminim ki ters tepki olarak sürekli bir şekilde finalini tahmin etmekten kendinizi alıkoyamayacaksınız.

Not: 6.5/10


Nightmare At 30,000 Feet” adlı ikinci bölümle Alacakaranlık Kuşağında görüşmek üzere.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 14 Nisan 2019 — 23:30