İnceleme: The Batman Who Laughs #5

Geçtiğimiz günlerde çıkan bir haberle bir sayı daha ilave edilerek 7. sayıda final yapacağı açıklanan The Batman Who Laughs, beklenmeyen sahnelerle bezeli 5. sayısıyla devam ediyor.

The Batman Who Laughs #5
Yazar: Scott Snyder
Çizer: Jock
Renklendiren: David Baron

Neler Oluyor?

Önceki sayının finalinde hatırlayacağınız üzere Batman, Batman Who Laughs tarafından köşeye sıkıştırılmıştı. İlk sayfada Bruce Wayne’in çocukluktan kalma bir hatırasını gördükten sonra ikinci sayfada hikaye kaldığı yerden devam ediyor.

Üzerine mermiler yağdırılan Batman, kurşun geçirmez pelerini ve kostümü sayesinde hayatta kalarak polis memurlarını bir nevi aileleri konusunda tehdit eder ve böylelikle olay yerinden uzaklaşır.

The Grim Knight tarafından esir tutulan Jim Gordon, Batman Who Laughs’ın yanındaki Robinlerin farklı evrenlerdeki kendi çocukları olduğunu öğrenince şok olur. Bir şekilde esir tutulduğu yerden kaçmayı başaran Gordon’un imdadına son anda oğlu Gordon Jr. da yetişir ve ardından Batman’in yanına giderler.

Bu sırada Batman Who Laughs, planlarını devam ettirmek için Baykuşlar Divanı’na uğrar ve onlardan istediği bir şey olduğunu söyler. Nazikçe yaptığı bu istek kabul görmeyince bütün Divanı yok ederek her şekilde kendi istediği şeyi elde eder. Burada bir tane daha Bruce Wayne ortaya çıkar. Üstelik geldiği evrende Baykuşlar Divanı’nın lideri olan Bruce Wayne’dir bu.

Batman, Gordon ve Gordon Jr. ile buluşunca Last Laugh protokolünü devreye sokarak Gotham şehrini diğer bütün şehirlerden ayırarak karantina altına almaya çalışır. Fakat tam o anda bu noktaya ne kadar kolay bir şekilde geldiklerini fark eder. Şimdiye kadar yaptıkları her şey aslında Batman Who Laughs’ın planları doğrultusunda gerçekleşmiştir ve Last Laugh’un aktif hale getirilmesi de onun planı çerçevesindedir.

Batman Who Laugh, hologram şeklinde görünür ve Batman’e Gotham’ın nihai kuruluş amacını, gerçekte ne olduğunu söyler. Last Laugh’ı aktif etmesini sağlayarak önlerinde durmakta olan fethedilecek bir dünyaya karşı Gotham’ı kuruluş amacına uygun bir şekilde merkez üssü haline getirmeyi hedefler.

İnceleme: Nasıl Olmuş?

Tıpkı önceki sayılar gibi yine güzel bir sayıyla karşı karşıyayız. Scott Snyder bu sayıda da güzel bir işe imza atarak Batman’i ne kadar iyi anladığını ve Batman çizgi romanı yazma konusunda ne kadar başarılı olduğunu tekrar ispatlıyor.

Snyder’ın Batman dergilerinde alışık olduğumuz üzere bu sayı da hemen ilk sayfada geçmişe yapılan bir gönderme ile başlıyor. Ve bu göndermenin önemini de haliyle sayının sonuna doğru anlıyoruz. Fakat bu sayının giriş sayfası normalden farklı olarak iki farklı anlam ifade ediyor.

Öncelikle Gotham Batman’dir, Batman de Gotham’dır fikrini bize aşılıyor. Bu fikrin önemini ilerleyen sayfalarda Batman’in şehri izlemesi sırasında anlıyoruz. Uğraştığı şeylerden dolayı kafası iyice dağılan ve kendisine gelmesi gereken durumlarda bu sözü hatırlıyor. Şu anki hali de tam olarak böyle bir haldir. Bu nedenle çocukken babasının kendisine verdiği jetonu hatırlayarak durumunu kontrol altına almaya çalışıyor. Sonuç olarak Batman’in ve Gotham’ın karşılıklı olarak birbirlerinin iyi yanlarını açığa çıkarttığını tekrar kendisine hatırlatıyor.

Diğer bir anlamı da sayının sonunda Batman Who Laughs’ın söylediği şeylerden çıkarıyoruz. Gotham, bir cennet misali olması için inşa edilen bir şehir değildir. Aksine tam olarak yıkımın başlayıp dünyaya hükmedeceği gücün merkezidir. Batman Who Laughs’ın söylediği şeyler, Gotham şehrinin arka planına bir katman daha eklenmesini sağlayarak önemini artırıyor ve şehrin tarihine daha fazla derinlik katıyor.

Batman’in sayının hemen başında üstüne yağan kurşunlardan hiçbir zarar görmemesi açıkçası Batman için bile biraz sıra dışı bir durum oluşturuyor. Çünkü polis memurları ile arasındaki mesafe çok ama çok kısa ve bütün polisler şaşırtıcı bir biçimde tam karşıdan ateş ediyor. Biraz yana kayarak oradan ateş etmeyi ve hedefi vurmayı düşünen bir polis memuru yok. Açıkçası bu sahnelerin biraz zorlama olduğunu düşünüyorum. Batman’in böyle bir anda ölmeyeceğini tabii ki herkes biliyor ama bu durumun yine de biraz abartı olduğunu düşünmekten kendimi alamadım.

Devamında ise Batman’in polislerden kurtulma şekli normalde yapmayacağı bir şey olmasına karşın Joker zehrinin etkisinde olduğu için yadırganmaktan kurtuluyor. Farklı bir Dark Multiverse’den genel Bruce Wayne’i kalkan olarak kullanması, polislerin ailelerini hedef alarak tehdit etmesi ve en şaşırtıcı olanı da Bruce Wayne’in kafasını kopartarak polislerin üzerine korku salması beklemediğim sahnelerdi. Fakat dediğim gibi Batman, yavaş yavaş Batman Who Laughs’a doğru evrildiği için bu sahneler artık karakterin yapmayacağı şeyler olmaktan çıkıyor ve yaşanılan duruma tam olarak uygun bir şekilde yansıtıyor.

Jim Gordon’un bu sayıda şok olmasına neden olan şey beni de şok etti. Batman Who Laughs’ın Robinlerinin Gordon Jr. olacağını asla düşünmemiştim. Farklı evrenlerdeki Damianlar olarak tahmin etmiştim fakat yanılmışım. Jim Gordon’un seri içindeki durumunu ve önemini de ele alınca güzel bir şaşırtma olduğunu düşünüyorum.

Batman Who Laughs’ın Baykuşlar Divanı’nı ziyaret etmesi, Talonların kollarını kopartarak etkisiz hale getirmesi ve devamında koca Divanı yok etmesi karakterin ne kadar güçlü ve durdurulamaz olduğunu ve hatta daha önceki sayılarda kendisi için söylenen “Apex Predator (Süper Avcı)” tanımının ne kadar doğru olduğunu bir kez daha kanıtlıyor.

Son olarak finalde görüyoruz ki Batman Who Laughs, sanıldığından daha da akıllı ve güçlü bir düşman. En baştan beri aslında bir nevi herkesi avucunun içinde oynatıyormuş. Bu noktadan sonra olacakları merakla bekliyorum. Açıkçası bu durumdan nasıl kurtulacağı ile ilgili bir fikir aklıma gelmiyor. Zira Batman ve Joker alaşımından oluşan bir düşmana karşı Batman’in verdiği mücadeleyi anlatan bir çizgi roman okumadım.

Viktor Kalvachev varyant kapağı.

Çizim ve Renklendirme

Serinin çizeri Jock bu sayıda yine harika bir iş çıkarmış. Çizimlere renk veren David Baron ile birlikte Batman Who Laughs’ın vahşetini sayı boyunca güzel bir şekilde resmetmişler. Özellikle Talonların sahnesi, Batman’in Bruce Wayne’in kafasını kopartarak “I’m the #$%’&*$ Batman Who Laughs!” dediği an, Gordon’un Robinler ile olan vahşi mücadelesi ve Batman’in Gotham’ı tepeden izlediği yıldırımlar olan sahne görsellik olarak en çok beğendiğim sahnelerdi.

Sonuç

Genel olarak hikayenin aşama katettiği ve artık finale doğru yol aldığımız, Batman Who Laughs’ın vahşetini güzel bir şekilde hissettiren, harika çizimlere sahip bir sayı olmuş.

8.5/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 30 Mayıs 2019 — 11:59