UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

İnceleme: Severed

Batman aracılığıyla tanıştığım, gönlüme taht kuran ve özellikle bu aralar hasretini duyduğum Scott Snyder‘ı uzun süredir okumadığımı fark ettim. Hal böyle olunca hem günceli yakalamak hem de evreni takip etmek için geçen aylarda başlayan Justice League serisini açtım ve ilk sayısını okudum. Biraz hızlı gelince bana eskilerden bir şey lazım diye düşünerek sayfalar dolusu olan okuma listemi açtım ve şöyle bir göz gezdirdim. Sonuç olarak da bu haftanın şanslı serisi Severed oldu. E okuduktan sonra hakkında bir iki şey karalamadan listemden silmek de istemedim. Dolayısıyla şu an okumakta olduğunuz inceleme yazısını yazmaya karar verdim. Özellikle belirttiğim yerler dışında yazının geri kalanı yer yer spoiler içeriyor.

Yazarlar: Scott Snyder ve Scott Tuft
Çizer: Attila Futaki
Firma: Image Comics
Tür: Korku, Gerilim, Gizem
Konusu: 12 yaşındaki Jack Garron, evlatlık olduğunu öğrenince evden kaçarak tıpkı kendisi gibi müzisyen olan gerçek babasıyla buluşmak için yola koyulur. Hakkında hiçbir bilgisi olmadığı bu yabancı diyarlarda kendisini bekleyen tehlikeden habersiz bir şekilde çıktığı bu yolculukta acaba babasını bulabilecek mi? Ve daha önemlisi de öldürdüğü çocukları yamyam gibi yiyen katil ile yolları nasıl kesişecek?

İyi Yanları

Yazar Snyder’ın korku dalında verdiği eserlerin başarısından haberdar olduğum için bu seriye büyük umutlarla başlamıştım. Nitekim birkaç şey dışında beklentim nispeten karşılandı.

Beni her sayıda her sayfada korkutacak bir çizgi roman arıyorum diyorsanız eğer öncelikle bu serinin sizin için uygun olmadığını söyleyeyim. Çünkü tıpkı bir film gibi ara ara ürpertici paneller olsa da asıl olay en sonda yer alıyor. Yedi sayılık bu çizgi romanda zaten ağır basan tema kesinlikle gerilim. Her sayıda gerileceğinizin garantisini verebilirim.

Sayılar çok heyecanlı bir şekilde geçiyor. Çizgi roman zaten ana karakterin yıllar sonraki haliyle başladığı için bir şekilde bu olaylardan hayatta kalarak kurtulduğunu anlıyorsunuz ve bunun nasıl gerçekleştiğini görmek için okuyorsunuz. Bazıları bunun heyecanı azalttığını düşünebilir fakat bu tarz anlatımlar benim hoşuma gidiyor. Tabii bu durum bazı klişelere de yelken açıyor.

Karakterler (spoiler içerir)

Baş karakter Jack‘in saflığını çok iyi bir şekilde hissediyorsunuz. Hayatı boyunca evinden hiç ayrılmadığı çizgi romanda açık açık belirtilmemiş olmasına rağmen böyle olduğunu anlıyorsunuz. Dış dünyaya yabancı, insanlar tarafından kolaylıkla kandırılacak birisi. Serinin sonuna doğru ister istemez gözü açılıyor tabii. Fakat bazı şeyler için iş işten çoktan geçmiş oluyor.

Jack’in yol arkadaşı Sam, serideki en sevdiğim karakter oldu. Böylesine bir arkadaşlığı kim istemez ki? Sam’in başına gelenleri gördükten sonra Jack’e az küfür etmedim desem yalan olur. Ailesi olmasına rağmen yine de yalnız başına yaşayan ve istenmeyen çocuk durumunda olan Sam’in başına gelen şey gerçekten çok trajedik bir olaydı.

Esere korku serisi unvanını kazandıran karakter ise isminden ziyade yaptıkları önemli olan yamyam katil, Bay Poter. Yakaladığı çocukları acımasızca korkunç bir şekilde öldürüp yiyen birisi. Üstelik bunu çok ama çok uzun bir süredir yapıyor. Öldürdüğü her çocuk için vücuduna bir dövme kazımış ve vücudunda bolca dövmesi bulunuyor. Üstelik bir maharetmiş gibi yaptığı bu işi kendince daha lezzetli hale getiriyor. Peşine düştüğü çocukların son anlarını mutlu ve umut dolu geçirmesini sağlayarak, yamyamlıktan aldığı lezzeti artırıyor.

Kötü Yanları (fazlasıyla spoiler içerir)

Maalesef klasik korku klişelerinin bazıları çok açık bir şekilde bulunuyor seride. Tıpkı gözlüklü ve şişman olanın ilk ölmesi gibi saf olan baş karakterimiz, gözü açık olan arkadaşı Sam’i dinlemediği için başına kötü şeyler geliyor. Yeni tanıştığı birine tamamen güvenmesini beklemiyoruz tabii ki ama özellikle katilin ağına düşmesi konusunda çok saf bir şekilde hareket ediyor.

Bir diğer klişe de katilden kurtulma sahnesi diyebilirim. Katili evde enkaz altında bırakarak evi ateşe veriyorlar. Hatta daha öncesinde üvey annesiyle birlikte evden kaçtıktan sonra durup geriye dönerek katilin işini tamamen bitirmek istemesi biraz göze batan sahneler olsa da yine de aşağıda yazacağım durum kadar rahatsız etmedi beni. Klişe düşmanlarından birisi değilim.

En sevmediğim kısım aslında finali oldu diyebilirim. Kötü değildi fakat bence Snyder çok daha güzel bir final yazabilirdi. Yıllar sonra katilin geri dönmesi, bu şekilde biraz tuhaftı açıkçası. Ben olsam bu katili, insanlara umut vererek onların hayalleriyle beslenen bir metafor gibi ele alırdım ve finale de böyle yansıtırdım. Bu şekilde de katilin ölümsüzlüğü çok daha anlamlı olabilirdi.

Çizimler

Harika. Çizer Attila Futaki‘nin ismini ilk defa bu seride duydum ve çok beğendim. Yukarıdaki resimde göreceğiniz üzere tam korku filmlerine uygun mekan çizimlerini özellikle çok sevdim. Her sayıda gerçekleşen olaylarla alakalı çizilen kapak çizimleri ise muhteşem.

Sonuç

Korku ve gerilim tarzında güzel bir çizgi roman okumak istiyorsanız ve de Scott Snyder’ın ne yazsa okurum diyen tayfadansanız bu çizgi romanı da tavsiye okumanızı tavsiye ederim.
Puan: 7.5/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 17 Kasım 2018 — 00:38
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up