İnceleme: Crypt of Shadows

Marvel Comics 80. yıl dönümü şerefine eski klasik çizgi romanlarından bazılarını tekrar gün yüzüne çıkarıyor. Bunlardan birisi de bir korku antolojisi olan Crypt of Shadows. Yıllar sonra bir Marvel çizgi romanı okumuş birisi olarak, bu çizgi romanı severek okudum ve siz değerli okuyuculara da tavsiye etmek üzere yazmaya karar verdim.

Crypt of Shadows
Yazar: Al Ewing
Çizerler: Garry Brown, Stephen Green, Djibril Morissette-Pham
Renklendiren: Chris O’Halloran
Yayımcı: Marvel Comics

Konusu Nedir, Neler Oluyor?

Crypt of Shadows, temelinde sinofobi (ileri derecede köpek korkusu) yer alan üç adet hikâyeden oluşuyor. Radley isimli bir adam, bir psikolog muayenesinde köpeklere karşı duyduğu korkudan bahsetmektedir. Doktor hanım ise bu korkunun ortaya çıkış nedenini araştırmak adına Radley’in geçmişine iner ve birtakım hikâyeler dinler.

Radley’in köpek korkusunu ortaya çıkaran öykülerden birisi, John bilmem kim diye bir adamın öyküsü. Hayatı boyunca sürekli kötü kararlar vermiş John’un öyküsünde vahşi köpekleri görüyoruz. Diğer öyküde ise Radley’in bir köpek sebebiyle dolaylı yoldan eşiyle yaşadığı sorunları ve Radley’in bir gün akılalmaz bir şeye kalkışmasına tanıklık ediyoruz.

Psikolog, Radley’in anlattığı bu hikâyeleri dinler ve bunun sonucunda Radley, asla tahmin edemeyeceğiniz bir sonuçla karşı karşıya kalır.

İnceleme

Dikkat! Bu kısım spoiler içermektedir.

Marvel’ın tam olarak yapmak istediği şeyi; yani eskinin meşhur korku hikâyelerini alıp modernize ederek günümüze uygun bir şekilde sunmayı başardığını düşünüyorum. Uzun yıllar önce yayımlanan Eerie ve Creepy gibi korku antolojilerine aşinalığınız varsa ne demek istediğimi anlayacaksınız. Marvel’ın 70’lerde aynı isimle yayımladığı korku antolojisine de muhakkak benziyordur tabii fakat onu okumadığım için Eerie ve Creepy dergilerini örnek verdim.

Bu çizgi romanı iki şekilde ele alabiliriz. Birincisi bir antoloji olarak, ikincisi de tek bir olay örgüsüne sahip bir çizgi roman olarak.

İçerisinde üç adet hikâye barındırıyor. Bu hikâyeleri ayrı ayrı ele alırsak üçü de güzel hikâyeler. Okuyucuya vermesi gereken ürpertiyi veriyor. Asıl güzel olan da bu üç hikâyenin, çizgi romanın finalinde çok güzel bir şekilde birbirlerine bağlanması. Kurgu yönünden kesinlikle çok güzel bir iş çıkarıldığını söyleyebilirim.

Çizgi romanı bitirdikten sonra kurgunun ne kadar güzel bir şekilde sağlandığını görmek adına tekrar en başa dönerek bir göz atarsanız aslında okuyucu için güzel ipuçları bırakıldığını da görebilirsiniz. Bu açıdan yazarın yaptığı şeyi çok beğendim. Hem bir antoloji hem de bütününde güzel bir hikâye okumamızı sağlıyor.

Dikkat edilmesi gereken bir nokta; çizgi romanı okuduktan sonra büyük bir mesaj, veya uzun yıllar unutamayacağınız bir öykü beklememeniz gerektiğidir. Çünkü bu tarz antolojilerin amacı okuyucuya anlık bir duygu yaşatmaktır esasında. Çizgi romanı okursunuz, okurken yeri gelir ürperir, yeri gelir korkarsınız ve finalinde de büyük ölçüde tatmin edici bir finalle karşılaşarak güzel bir hikâye deneyimi yaşamış olursunuz.

Çizim ve Renklendirme

Çizgi romanda yer alan iki öykü ve bir de esas öykü için üç ayrı çizer çalışmış. Üçünün de tarzı birbirine çok benziyor. Tam da bu tarz bir çizgi romana yakışacak biçimde eski tarzı hatırlatacak modern çizgiler kullanılmış. Ana öykünün çizeri Garry Brown başta olmak üzere hepsini beğendim. Bu çizimlerin renklendirilmesi de hikâyenin atmosferine uygun bir biçimde yapılmış. Özellikle son iki sayfanın gerek çizim gerekse renklendirme açısından hayranlık bıraktıracak ölçüde güzel resmedildiğini düşünüyorum.

Sonuç

Eski tarz ile günümüzü harmanlayan, ürpertici, harika çizimlere sahip, kurgusu ile sizi tatmin edecek güzel bir çizgi roman. Okumanızı tabii ki tavsiye ederim.

8/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 26 Şubat 2019 — 14:31