UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

Young Justice 2. Sezon Değerlendirmesi

İlk sezonunu bitirmemin ardından ikinci sezonunu da hız kesmeden izlemeye başladım ve sadece birkaç gün içinde bitirdim. İkinci sezonu, ilk sezonuna göre çok daha fazla karakter içeren “hızlı” bir sezon. Bu sezona dair genel değerlendirmemi detaylarıyla birlikte aşağıda bulacaksınız.

Young Justice 1. Sezon Değerlendirmesi

Neler Oluyor?

İlk sezondaki Light isimli suç organizasyonuna karşı verilen mücadele kaldığı yerden devam ediyor. İlk sezon finalini hatırlarsanız; Vandal Savage, Justice League takımının tamamını zihin kontrolü altına almıştı. Young Justice ekibi, Justice League’in zihin kontrolünden kurtulmasını sağlasa da takımın 6 üyesi (Superman, Batman, Wonder Woman, John Stewart, Martian Manhunter ve Hawkwoman) 16 saatliğine ortadan kaybolmuştu. Tabii bu durum da tamamen Vandal Savage’ın planı dahilindeydi.

İkinci sezon bu olayın 5 yıl sonrasında başlıyor. Young Justice takımına yeni katılan isimler bulunmaktadır. Ve takım da artık iyice büyük bir hale gelmiştir. Robin -Dick Grayson- artık Nightwing olmuştur ve Young Justice ile Justice League arasındaki bağlantıyı sağlarken aynı zamanda da takıma liderlik etmektedir. İlk sezondaki takım lideri Aqualad bazı olaylar sonucunda artık takımda yer almamaktadır. Bu konuda spoiler vererek izlemeyenlerin zevkini baltalamak istemiyorum.

İkinci sezonun başında Krolotean adındaki bir uzaylı ırkının dünyayı işgal ettiğini görüyoruz. Sezon boyunca da hikâyemiz genel olarak bir istilaya karşı verilen mücadeleyi anlatıyor. Tabii Justice League üyelerinin 16 saatlik kayıpta ne yaptığı da bu sezonda önemli bir yer tutuyor. Tüm olayların iç içe girdiği ve ilk sezona göre daha çetrefilli bir kurguya sahip bir ikinci sezon izliyoruz.

Robin (Tim Drake), Nightwing ve Beast Boy

İyi Yanları

İlk sezonda yaptığım gibi başlık başlık yazmak yerine madde madde yazacağım. Zira bazı açılardan (animasyon kalitesi ve müzikler gibi) ilk sezona göre ekstradan bahsedilecek bir farkı bulunmuyor.

  • Diyeceğim ilk şey ikinci sezonun çok hızlı olması. Ve bunu aynı zamanda kötü yanları kısmında da değineceğim. Çünkü ikinci sezon gerçekten çok hızlı ve bu durum hem avantaj hem de dezavantaj sağlıyor. Şöyle ki ikinci sezona başladığınız zaman olaylar o kadar hızlıca gelişiyor ki bir bakmışsınız ki kendinizi kaptırarak birkaç bölüm birden izlemişsiniz. İlk sezondaki gibi episodik bölümler bulunmuyor ve konuda sürekli bir devamlılık bulunuyor. Bol aksiyonlu, bol dövüşlü hızlı bir sezon izledim.
  • Karakterler yine harika. İlk sezondaki bazı karakterler, ikinci sezonda arka plana itilmiş bir halde. Fakat bu durum sonucunda başka karakterler ön plana çıkmış. Bu sezonda özellikle Impulse, Blue Beetle ve Beast Boy benim çok sevdiğim karakterler oldu. E tabii Captain Marvel gibi ilk sezonda çok sevdiğim bazı karakterlerin rollerinin azalması üzücüydü fakat bu durumu telafi ettiler. Kötü karakter sınıfından da Black Beetle’ın karizma sesiyle ve mükemmel sahneleriyle ikinci sezona büyük bir seyir zevki kattığını da son olarak eklemek isterim.
  • Karakter gelişimleri çok ama çok iyi bir şekilde yapılmış. Özellikle Superboy karakteri güçten ziyade olgunluk açısından büyük gelişme göstermiş. Takıma çok güzel bir şekilde uyum sağlamış ve liderlik vasfını da biraz olsun elde etmiş. Yine Miss Martian güç konusunda kendisini çok geliştiren bir karakter olmuş. Zatanna ve Robin (Nightwing) zaten Justice League’e katılmış. Gerçi takımın diğer üyeleri de davet ediliyor fakat onlar bulundukları takımda kalmak istiyorlar.
  • Karakter ilişkilerinin ilk sezonda çok iyi olduğunu söylemiştim. Fakat bu sezonda çok daha iyiydi. Artemis ve Aqualad bu ilişkinin kilit karakterleri konumundalar. Bunun nedenini sezonu izleyince göreceksiniz.
  • Kurgu ve senaryo yine harika. İlk sezona göre çok daha fazla ters köşe olabileceğiniz an bulunuyor ve bunların hepsi de çok iyi bir şekilde sezona yediriliyor.
  • Aksiyon hız kesmeden devam ediyor. Bu sezonda harika dövüşler izleyeceksiniz. İlk bölümde Lobo ile dövüştüklerini söylemem sanırım yeterlidir.
  • Takım odaklı değil, karakter odaklı bir ikinci sezon izliyoruz. Aslında bunu serinin kötü yanı olarak da yazabilirim. Zira bazı konularda bu durum dezavantaj da sağlıyor. Çünkü örneğin çok sevdiğiniz Robin karakterini (Tim Drake) sadece birkaç bölümde bir görebiliyorsunuz. Karakterler o kadar fazla ki Nightwing tarafından görevlere göre alfa, beta, gama vs. şeklinde küçük ekiplere ayrılarak gönderiliyor. Biz de bir bölümde sadece bir ufak takımın yani 3-4 karakterin mücadelesini izleyebiliyoruz.

Blue Beetle (Jaime Reyes)

Kötü Yanları

*Dikkat! Spoiler içerir.

Bu kısıma sadece yukarıda bahsettiğim gibi serinin çok hızlı olmasının dezavantajını ve bu durumun dolaylı yoldan yol açtığı soruna değineceğim.

İlk sezonun başlangıcından beri en küçük olayı dahil Light’ın planı gibi gösterdiler ve sonuç olarak Light’ın asıl planını işleme ve bizlere aktarma konusunda bazı sorunlar ortaya çıktı.

Öncelikle Light’ın asıl amacını öğrenemedik. Bu durumu 3. sezonun gelecek olmasından dolayı göz ardı ediyorum. Fakat bunu söylerken de Light’ı bir takım olarak ele alınca yine bazı sorunlar ortaya çıkıyor. Yeni sezonda Vandal Savage’ın Darkseid ile işbirliği yaptığını göreceğiz. Çünkü 2. sezon finalinde biz bu gösterildi. Yani Vandal Savage’ın planları açısından bir sorun yok fakat Lex Luthor, Black Manta gibi karakterleri de Light’ın bir parçası olarak ele alıp düşününce, bu karakterlerin ne gibi bir çıkar gözettiğini anlamıyoruz.

Lex Luthor’ın bonus olarak güzel bir konuma gelmesi dışında Light ile olan birlikteliğinden kazandığı şey neydi diye sordum kendime açıkçası. Aynı durum Black Manta ve diğer karakterler için de söylenebilir. Fakat Lex Luthor ve Black Manta en çok gözüme çarpanlar oldu.

Yanlış anlaşılmasın, tamamen kazançsız bir birliktelik olduğunu söylemiyorum. Sadece bu durumu yeteri kadar iyi yansıtamadıklarını düşünüyorum.

Diğer bir durum da Light organizasyonunun planının çok fazla dolaylı aşama içermesinin yarattığı karmaşıklık. Yani seri boyunca gerçekleşen hemen hemen bütün olayların Light’a bağlanması, fazla iç içe geçmiş olan ve birçok ihtimal barındıran bir plandı. Ve ben bu planı uygulanabilirlik açısından çizgi roman mantığı çerçevesinde dahi olsa biraz inandırıcılığı az olacak şekilde zor buldum.

Son olarak ikinci sezonun 5 yıllık bir zaman atlamasıyla başlaması bazı konuların yeterince anlaşılamamasına neden oluyor. Örneğin karakter gelişimlerinin nasıl olduğunu hiç göremedik. Veya Red Hood ne ara takıma katıldı da öldü gibi bazı şeyler yeterince bir etki yaratamadı.

Sonuç

İlk sezona göre daha komplike, daha kalabalık, daha hızlı ve hem hikâye hem de karakterler açısından güzel gelişmelerin yaşandığı, ilkine göre bir tık daha güzel olan bir sezon izledim. Dilerim ki 3. sezon daha da güzel olur ve zevkle izleriz.

Not: 8.5/10

Impulse (Bart Allen)

Bonus: 2. Sezonun En Güzel 3 Bölümü

  • 2×07 Depths: Aqualad, Kid Flash (Wally West), Artemis ve Nightwing’in planını içeren muhteşem bölüm. Aqualad, Artemis’i öldürünce ayrı şok daha sonra finalde bunun önceden planlanmış bir plan olduğunu öğrenince ayrı bir şok oldum. Kurgu yönünden çok harika bölümdü ve karakter ilişkilerini de çok güzel bir şekilde yansıtıyordu.
  • 2×08 Satisfaction: Gerçek Roy Harper’ın geri dönmesi ve Lex Luthor’dan intikam almasını anlatan bölüm. Sadece Speedy (daha sonraki ismiyle Arsenal) ve Lex Luthor’ın koruması olan Mercy arasındaki muhteşem dövüş bile bu bölümü fazlasıyla sevmeme yetse de Roy’un intikam hırsıyla yanıp tutuşması ve sonucunda intikam yerine yararlı bir şey elde etmesi çok güzeldi.
  • 2×19 Summit: Sezon finalinden bir önceki bölüm. Vandal Savage liderliğindeki Light vs Young Justice diye kısaca anlatabileceğim bu bölümde tüm kozlar masaya döküldü ve harika bir mücadeleye tanıklık ettik. Takımın, gerçek bir takım gibi davranarak yılların tecrübesini barındıran Light’ı alaşağı ettiği muhteşem bir bölümdü.
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 27 Aralık 2018 — 17:39
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up