Young Justice 1. Sezon Değerlendirmesi

DC’nin en başarılı animasyonlarından birisi olarak kabul gören Young Justice, uzun yıllar süren bekleyiş sonunda 3. sezonuyla 2019’da tekrar aramızda olacak. Bendeniz de şimdiye kadar Young Justice izlemeden hayatta kalabilmiş birisi olarak bu haberi görünce artık zamanının geldiğini düşündüm ve ilk sezonunu izledim. Normalde herhangi bir yazı planım yoktu fakat izledikten sonra -sanırım artık alışkanlık oldu- hakkında birkaç söz söylemeden geçmek istemedim. Bu nedenle biraz inceleme, biraz birinci sezonda ne var ne yok, karakterler nasıl, en iyi bölümleri hangileriydi tarzında genel bir değerlendirme yazısı yazmaya karar verdim. İyi okumalar dilerim.

Konusu Nedir, Neler Anlatıyor?

Adından da anlayabileceğiniz üzere “adalet dağıtan gençler” olarak üç kelimede özetlenebilecek bir konusu var. Çizgi romanlarını severek okuduğum Batman, Flash, Superman gibi karakterlerin side-kicklerinin yer aldığı küçük bir takımımız var. Bu takım hem eğitim görüyor hem de Batman’in verdiği emirler doğrultusunda kendi çaplarına uygun görevlerle ilgileniyorlar.

26 bölümden oluşan ilk sezonun genelinde “The Light” adı verilen bir suç organizasyonuna karşı savaş veriliyor. Takım; Robin, Kid Flash, Aqualad, Superboy, Miss Martian ve Artemis’den oluşuyor. Bu takıma gözcülük yapan isim ise Red Tornado. Görevleri veren de Batman. Tabii bunlar dışında başka karakterler de zaman zaman ekipte yer alıyor, yeni isimler de katılıyor ve Justice League ekibinden de başta Batman, Red Tornado, Black Canary ve Martian Manhunter olmak üzere Superman, Wonder Woman, Zatara, Green Arrow, ve Captain Marvel gibi isimler de karşımıza çıkıyor.

Soldan sağa; Superboy, Miss Martian, Aqualad, Kid Flash, Robin.

İyi Yanları

  • Harika Karakterler

E arkadaşlar yukarıdaki paragrafta seride yer alan karakterleri yazdım. Bu karakterler sizleri yeteri kadar gaza getirmediyse bu sizin sorununuz.

Değil tabii ki. İşin şakası bir yana izlemesi gerçekten keyifli karakterler seride yer ediniyor. Young Justice ekibinin verdiği mücadeleleri izlerken büyükler liginden birisinin de ortaya çıkması izleyiciyi çok gaza getiriyor ve kendinizi kaptırıyorsunuz.

İlk sezona özellikle keyif kattığını söylemek istediğim iki yan karakter var.

Bunlardan birincisi Billy Batson -Shazam!- Captain Marvel; çok nadir görünse bile karşımıza çıktığı her sahneyi büyük bir keyifle izledim. Esasında 10 yaşında bir çocuk olmasına rağmen Captain Marvel olarak Justice League ekibinde yer alması fakat içindeki çocuğun Young Justice ile takılmak istemesi, çok keyifli sahneler izlemenizi sağlıyor.

Diğer karakter ise kötülerin tarafında yer alan şımarık Kaos Lordu Klarion. Cırtlak sesine rağmen karizmasını asla elden bırakmayan ve Dr. Fate ile heyecanlı savaşlar veren harika bir karakter.

  • Karakter İlişkileri

Serideki karakter ilişkileri, ilk sezonun en iyi yanlarından birini oluşturuyor. Robin (Dick Grayson) ve Kid Flash (Wally West) arasındaki ilişki mükemmel. Zaten ilk sezonun mizahi yönünü Kid Flash oluşturuyor ve gerek Robin ile olan arkadaşça atışmalarında gerekse Miss Martian’a yaptığı flörtle sürekli sizi güldürüyor.

Sadece genç ekibin kendi arasındaki ilişki değil, büyükler ile küçüklerin ilişkisi de oldukça güzel bir şekilde işleniyor. Bunlar arasında en çok hoşuma giden ise takıma gözcülük yapan Red Tornado oldu. Bir android olmasına rağmen zamanla takıma karşı bir şeyler hissetmeye başlaması, ilk sezonun duygusal yönlerinden biriydi.

Bunun yanında takıma dövüş eğitimi veren Black Canary ve sezonun geneli itibariyle “istemem ama yan cebime koy” diyerek takıma katılmayı reddeden Red Arrow da karakter ilişkileri açısından seride önemli bir yer edinen karakterlerden ikisi.

  • Güzel Senaryo ve Yerinde Aksiyon

Dizinin ilk sezon senaryosu ve kurgusu çok güzel. Genel olarak “The Light”a karşı bir mücadele verilse de bölüm bazlı düşününce de güzel senaryolar olduğunu söyleyebilirim. Hemen hemen her bölüm bir sorunun ortaya çıkması, Batman’in emri vermesi ve bizimkilerin bir şekilde olayı çözmesi bölümlerin temel mekaniğini oluştursa da bunun yanında ortaya çıkan ekstra olaylar senaryoya ayrı bir derinlik ve güzellik katıyordu. Unutmadan şunu da eklemek isterim ki ilk sezonu kesinlikle harika ters köşeler barındırıyor. Sezon finalindeki bir olay ise izleyen herkes gibi beni de şoka uğrattı.

İlk sezonda Dragon Ball tarzı kopyala yapıştır 45 bölüm aksiyon sahnelerinin olmadığı, karakterlerin her birinin kendi üzerine düşeni yapmaya çalıştığı harika aksiyon sahneleri bulunuyor. Sezon başında karakterler biraz fazla güçsüz gelebilir. Fakat henüz ergenlik çağlarında olduklarını düşünerek bu düşünceyi yok edebilirsiniz. Zaten ilerledikçe karakter gelişimlerine de tanıklık edeceksiniz.

  • Kaliteli Animasyonlar

DC’nin animasyon yapımlarının kalitesini zaten görmüşsünüzdür. Bu konu üzerinde uzun uzadıya durmaya gerek yok fakat şunu diyebilirim ki Young Justice, DC’de şimdiye kadar gördüğüm en iyi animasyonlara sahip. Tabii izlemediğim birçok film ve dizisi olduğunu da bilmenizi isterim. Fakat animasyonlar yönünden “işte burası olmamış” diyebileceğim bir an aklıma gelmiyor. Özellikle aksiyon sahnelerindeki animasyonlar, izleyiciyi kesinlikle tatmin ediyor.

Kötü Yanları

Dizinin ilk sezonunda öyle aman aman olmamış diyebileceğim bir şey yok. Zaten genel olarak karakter ilişkilerinin ve animasyonların ne kadar güzel olduğuna yukarıda değindim. Burada ise değinmek istediğim sadece iki husus bulunuyor.

*Dikkat! Spoiler içerir.

Birincisi, bu kadar iyi karakter ilişkileri sunan bir dizinin 25. bölümünde bizleri gösterdiği şeylerin kendisiyle bir tezat oluşturduğunu düşünüyorum. Bütün karakterler birbirine güveniyor, türlü olaylarda birbirleri için hayatlarını ortaya koydular ve birlikte savaştılar. İşte bu nedenle Superboy, Miss Martian ve Artemis’in kendi sırlarını bu bölüme kadar saklamış olmalarına biraz anlam veremedim.

Aslında bu şekilde düşünmeme neden olan şey 25. bölümün ta kendisi oldu. Çünkü bu bölüme kadar bu sırlar o kadar önemli ki omuz omuza savaştıkları arkadaşlarına bile açıklayamıyorlar diye düşünüyordum ve dolayısıyla yukarıdaki paragrafta yazdığım şey dikkatimi çekmemişti. Fakat 25. bölümde bu üç karakter de kendilerine ait sırları, bir anda açıkladılar. Tamam, direkt olarak bir anda diyemeyiz, bir plan oluşturmaları için gerekliydi bu fakat o zaman da bu sırrı neden şimdiye kadar böyle sıkı sıkıya sakladınız ki diye düşünmeden edemedim. Özellikle Miss Martian ve Artemis’in ciddi ciddi gerçek kimliklerinin öğrenilmesinin bu takım için bir sorun oluşturabileceğini düşünmeleri, bu kadar iyi ilişkilere sahip bir takımın özünü iyi kavrayamadıklarını düşündürttü bana ve serinin kendisiyle biraz tezat bir durum oluşturdu.

İkincisi ise ilki kadar büyük bir sorun değil. The Light ekibinin neredeyse her bölümün sonunda gözükmesi ve en ufak bir olayın arkasında bile yer alması bir noktadan sonra biraz gözüme batmaya başladı. Yani sezon sonunda gördük ki hakikaten her olayın arkasında bu ekip varmış, temel amaçlarına hizmet eden olaylarmış hepsi. Fakat şöyle bir şey vardı, bazı olaylar o kadar dolaylı bir yoldan etki ediyordu ki en azından o bölümlerde görünmeseydi benim açımdan daha etkili bir organizasyon olabilirdi. Ve de bu organizasyon içinde yer alan her karakterin Vandal Savage gibi aynı amaca hizmet etmesini de yadırgadım biraz. En azından Lex Luthor ve Klarion’un Vandal Savage ile ortak düşmanlara karşı mücadele vermesinden dolayı takımda yer alıyor olması, belki daha güzel olabilirdi.

Sonuç

Sonuç olarak Young Justice, DC külliyatını gerek çizgi romanlardan gerekse animasyon ve film evrenlerinden takip eden herkesin mutlaka izlemesi gerektiğini düşündüğüm bir yapım. Güzel bir kurguya sahip, kaliteli animasyonları olan, yerinde aksiyon ve mizah dozuna sahip, izlemesi oldukça keyifli ve sürükleyici olan bir yapım.

Not: 8/10

Bonus: 1. Sezonun En İyi 3 Bölümü

  • 1×15 Humanity: Beni Red Tornado hayranı yapan bir bölüm oldu. Red Tornado’nun yaratıcısının ve de kardeşlerinin ortaya çıktığı, güzel bir kurguya sahip, dramatik bir bölümdü. Bölüm sonunda oldukça duygusal anlar bulunuyor. Red Tornado sevginizi varsa artıracak, yoksa başlatacak bir bölüm kesinlikle.
  • 1×19 Misplaced: Klarion ve Captain Marvel’ın şov yaptığı bir bölüm. Peki sadece bu ikisi mi? Hayır, Zatanna ve Zatara açısından da güzel ve duygusal bir bölümdü. Fakat en çok hoşuma giden şey kesinlikle Captain Marvel’ın, bölümde oluşturulan iki evren arasında gel git yaparak olayı çözmesi oldu.
  • 1×26 Auld Acquaintance: E sezon finali olduğu için haliyle güzeldi. Tüm bir sezonun gizemi çözüldü, yeni gizemler ortaya çıktı. Red Arrow hakkındaki gerçekleri hiç beklemediğim için büyük bir şaşkınlığa uğradım. Vandal Savage ise karizmasıyla gönlümüzde tekrar taht kurdu.
Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 16 Aralık 2018 — 01:57