Scott Snyder’ın Justice League’ini Okumanız İçin 5 Neden

Metal eventi sonrasında başlayan Justice League serisi bugüne kadar sürekli bir şekilde övüldü durdu. Scott Snyder’ın yazdığı; Jorge Jimenez, Jim Cheung ve Doug Mahnke’nin sırasıyla çizdiği bu seriye, uzun bir süredir bekletmenin ardından ilk hikâyesini okuyarak nihayet başlamış oldum. Aldığı bütün övgüleri sonuna kadar hak ettiğini söyleyebilirim. Benim gibi geç kalanları biraz heyecanlandırmak veya okuyup okumama konusunda tereddütte olanları ikna etmek adına böyle bir yazı yazmayı uygun gördüm. Umarım ki aşağıda yazacağım nedenler, daha fazla geç olmadan bu seriyi okumaya başlamanızı sağlar.

1. Dark Nights: Metal’in Sonrasında Olanları Anlatıyor

Metal serisini okuyup da devamında olacakları merak etmeyen yoktur herhalde. Dark Multiverse’nin ortaya çıkması sonucunda aslında evren hakkında hiç de yeteri kadar bilgi sahibi olmadığımızı öğrendik. Source Wall’da koca bir yarık açıldı ve duvarın öteki tarafında olan şeylere tümüyle yabancı kaldık. İşte tüm bu bilinmeyenleri ve de evren hakkında daha fazla bilgiyi bu seride öğrenme şansımız bulunuyor. İlk hikâye olan “The Totality” ile birlikte bazı yeni şeyler öğrendik fakat bir o kadar da yeni soru işaretleri ortaya çıktı. Serinin devamında şüphesiz ki daha fazla şey öğreneceğiz.

2. Evreni Öğretmekle Kalmıyor, Daha Fazlasını Merak Ettiriyor

Yukarıdaki paragrafta yazdığımı ilave olarak aslında bu seri size sadece Metal eventi sonrasında olanları değil çok daha fazlasını anlatıyor. Evreni kim inşa etti, Source Wall’ın ötesinde ne bulunuyor ve bulunan şeyler çoklu evreni nasıl etkileyecek gibi birçok soruyu okuyuculara şimdilik yöneltmiş bulunuyor. İlk cildin ardından diyebilirim ki bu soruların cevaplarına çok emin adımlarla ilerliyoruz. Üstelik bu ilerleme sadece Justice League ile değil, Lex Luthor’un Legion of Doom adlı ekibi aracılığıyla da sağlanıyor.

3. Martian Manhunter Liderliğinde Yeni Bir Takım

(Cyborg Artık Daha Geri Planda)

Gönül isterdi ki Cyborg bu takımda hiç yer almasın ve olması gerektiği gibi Titans ekibine katılsın fakat madem ki bu takımda yer alacak o zaman konumunu da bilecek. Takip etmediğim için kesin bir bilgiye sahip olduğumu söyleyemem fakat haber sitelerinde gördüğüm kadarıyla Rebirth serisinde takıma bir müddet Cyborg da liderlik etmiş. Bu duruma kıyasla bir gelişme olduğunu söyleyebiliriz en azından.

J’onn J’onzz’un liderlik ettiği takımın üyeleri; Superman, Batman, Wonder Woman, Flash, Aquaman, Hawkgirl ve Cyborg. Takıma neden Martian Manhunter’ın liderlik ettiğini sorgulayabilirsiniz. Benim sevdiğim bir karakter olduğu için fazla sorguladığım söylenemez. Fakat bunun da cevabını Superman’in ağzından alacağınızı söyleyebilirim.

4. Lex Luthor’un Yeni Dünya Görüşü: Legion Of Doom

Evrenin sırlarını sadece Justice League sayesinde değil aynı zamanda Lex Luthor aracılığıyla da öğrendiğimizi söylemiştim. Lex Luthor, geleceğe bir yolculuk yaparak tüm hayatı boyunca yapmış olduğu en büyük başarısızlığın farkına varıyor ve bunun sonucunda Legion of Doom ekibini kurarak çoklu evreni kendi isteği doğrultusunda şekillendirmek üzere yola koyuluyor.

Legion of Doom üyeleri Justice League üyelerine karşı birebir mücadele edecek ölçüde uygun karakterlerden seçili olmakla birlikte bu karakterler, Lex Luthor’un yeni dünya görüşüne göre yaratılacak olan çoklu evrenin şekillendirilmesine yardımcı olacaklar.

5. İşinin Ustası Bir Yazar-Çizer Ekibi

Önce Batman daha sonra da Metal ile okuyucularını büyük bir ölçüde memnun ettikten sonra DC evreninin gidişatını şekillendirme işini Geoff Johns’tan devralan Scott Snyder, artık geminin kaptanı konumuna geçerek Justice League serisiyle tüm çoklu evrenin kaderine hükmediyor. Süper kahramanları yazmayı gerçekten bilen, işinin ehli olduğunu düşündüğüm Scott Snyder’a güvenim eksiksiz bir şekilde bulunuyor. Ve ayırca birçok seride Snyder’a eşlik eden James Tynion IV, bu serinin Legion of Doom ara sayılarında da yeteneklerini ortaya koyuyor.

Çizer koltuğunda oturan Jorge Jimenez, Jim Cheung ve Doug Mahnke’nin başarısından aslında söz etmeye bile gerek yok. Her üç çizer de birbirlerine yakın tarzlarıyla neredeyse eksiksiz diyebileceğimiz bir iş ortaya koyuyor. Justice League serisine yakışır bir tarzda ve yeri geldiğinde de bütün çoklu evrenin tehlikede olduğunu hissettirecek bir şekilde muazzam çizimler bu seriyi görsel yönden muhteşem bir hâle getiriyor.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 26 Mart 2019 — 22:35