Ocak Animelerine İlk Bakış

Bu yazımızda Ocak ayında çıkmış animelerin ilk bölümüne göz atıyoruz. Yeterli zamanın ve çıkan tüm serilerin bizlere hitap etme şansı olmadığı için hepsini izlememiz maalesef mümkün değil. Bu yüzden seçimler konusunda dikkatli davrandığımızı söyleyebilirim. Gözümüzden kaçan bir seri olursa bizimle paylaşmaktan çekinmeyin. Ve son olarak sadece ilk bölümlerine genel hatlarına baktığımız için baktığımız için daha çok devam etmeli mi etmemeli mi yazısı olacağından spoiler korkusu olmadan okuyabilirsiniz.

Yakusoku no Neverland

 Stüdyo: CloverWorks

Tür: Korku, Gizem, Bilim Kurgu

Çıkış Tarihi: 11 Ocak 2019

Bölüm: 12

Konu: Yüksek yaşam standartlarına sahip bir yetimhanede yaşayan Emma ve arkadaşları kan bağlarına sahip olmasalar da birer kardeş, onlara bakan nazik bakıcıları ise bir anne gibidir. Hep birlikte mutlu bir yaşam sürseler de yetimhanede çocuklar için tek bir kural vardır; yurttan dışarı çıkmak yasaktır. Fakat bir gün bu kuralı bozup, yurttan dışarı çıkan Emma ve Norman yurtta bulunmalarının gerçek nedenini öğrenirler. Emma ve Norman kendilerine biçilmiş kaderi değiştirebilecek midir?

Okumaya ara vermiş olsam da Yakusoku no Neverland severek okuduğum manga serilerinden bir tanesiydi. Hatta birkaç sayı okuduktan sonra mutlaka animesinin çıkması gerektiğini düşünüyordum. Tabii her iyi manga serisine yapılan animeler iyi olmuyor. Berserk gibi muhteşem bir manga serisine yapılan animeleri hepimiz biliyoruz. Yinede bana bir şekilde tutacağını hissettiriyordu. Bunun nedeni olarak popüler ama gerçekten de kaliteli ve iyi serilerin sahip olduğu unsurları barındırmasını gösterebilirim. Bunlardan ilki Shingeki no Kyojin’in serisinde de gördüğümüz bir nevi Amerikalıların ”zombi” olayını çok iyi uygulaması. Ayrıca Matrix serisinde gördüğümüz robotların insanları enerji olarak kullanma olayını, burada Şeytan dedikleri varlıkların insan çocuklarını çiftliklerde besin olarak yetiştirmesi üzerinden çok iyi uyguluyor. Diğer bir unsur ise özellikle anime-manga serilerini takip edenlerin çok sevdiği zeki karakterlere sahip olması. Spoiler olsun diye söylemiyorum ama bunu belli bir sebebe dayandırmaları ise ekstra artısı. Özellikle serinin başında bu zeki karakterlerin yaptığı oyunlar ile ortaya çıkan ufak beklenmedik olaylar, seriye bağlanmanızı sağlıyor.

Seriye olan güvenim bu saydığım unsurlardan geliyordu. Hem yapı olarak benzettiğim Shingeki no Kyojin gibi bir örneği varken bu seriyi harcamazlar diyordum. Fakat CloverWorks adlı pek bilmediğim bir stüdyonun ismini görünce kalite konusunda biraz endişelensem de sonradan A-1 Pictures stüdyosuna bağlı olduklarını ve ayrıldıklarını öğrenmemle biraz rahatladım. Benim bildiğim A-1 Pictures; çok kaliteli olmasa bile çoğu işinde izleyiciyi üzmeyen bir stüdyo. Kendi yapımları arasında izlediğim seriler var.  O yüzden en kötü ihtimalle izleyiciyi coşturmasa bile üzmez de diyerek animesini beklemeye başladım.

İlk bölümü izledikten sonra derin bir nefes çekip ”işte bu” dedim. Belki ilk bölüm olduğu için bunu söylemem erken olacak ama tamamen kafamda az çok canlandırdığım gibiydi. Animasyonlar gayet kaliteli olsa da ben daha koyu renkler görmeyi tercih ederdim. Gerçi bunu ilk bölüm için de tercih etmiş olabilirler, o neşeli ve mutlu yaşamı yansıtmak için. O yüzden gelecek bölümleri beklemeye geçiyorum. Yine düşündüğüm gibi olmazsa bile çok üzeceğini sanmıyorum. Müzikleri de güzel olacağa benziyor. Gerilim sahnelerinde duymaya alıştığımız klişe müzikler devreye girse de bölümün sonlarına doğru çalan müzik çok hoştu. Zaten açılış şarkısını da şimdiden çoğu kişi sevmiş gibi gözüküyor.

Yakusoku no Neverland mangaya uygun bir şekilde ilerler ve bu animasyon kalitesini korursa; sadece bu sezon ve senenin değil uzun yıllar insanların sevip, konuşacağı bir yapım olacaktır.

Hype Puanı: 8.5/10 

Dororo  

Stüdyo: MAPPA

Tür: Aksiyon, Macera, Tarihi, Doğaüstü

Çıkış Tarihi: 7 Ocak 2019

Konu: Muromachi dönemi, Daigo Kagemitsu kıtlık ve hastalık yüzünden bölgesindeki otoriteyi sağlamakta zorluk çekmektedir. Güç arayışında olan Daigo Kagemitsu, karşılığı ne olursa olsun şeytanlarla anlaşma yapar. Fakat karşılığında şeytanlar yeni doğan oğlunun vücudunun 48 parçasını alır. Nehre atılan bebek bir doktor tarafından kurtarılır ve vücudunun her parçasını geri kazanmak için şeytanlarla mücadele etmeye başlar.

Not: Modern anime ve manganın oluşmasını sağlayan Osamu Tezuka’nın eseri olan Dororo 1967-1968 yıllarında çıkmış 4 cilt, 19 sayılılık bir mangadır. Animesi ise ilk olarak 1968 senesinde siyah-beyaz bir şekilde pilot bölüm olarak çıkarken 1969 yılına gelindiğinde renkli haliyle yayınlanmıştır. Ayrıca 2007 yapımı bir sinema filmi de mevcuttur.

Dororo daha önce duyduğum bir seri değildi, zaten animesinin çıkacağını da çok geç duydum. O yüzden ne beklentiye girdim ne de seri hakkında bir araştırma yaptım. Sırf serinin yaratıcısının ismi yüzünden izlediğimi söylemeliyim. İlk bölümü izledikten sonraki görüşüm ise bir şaheser olmasa da, şu seriyi de izlemelisin denilen tarzda iyi yapımlardan birisi olacağı yönünde. Serinin en güçlü yanı dönemsel bir seri olmasının yanında birçok mitten yararlanıp bunu hikayeye güzelce yedirmesi. Üstüne samuray teması olunca zaten izleyicinin seriye olan ilgi ve merak duygusunu artırıyor.

Animasyon ve sanat dizaynı açısından da seriyi iyi bulduğumu söyleyebilirim. Daha modern çizgiler tercih etmelerine rağmen karakterlerin ilk hallerine sadık kalmalarını takdir ettim. Renk paleti olarak soluk ve koyu tonlar tercih etmeleri o zamanki dönemin atmosferini iyi yansıttığı gibi çevre çizimlerinde sanki fırçayla çizilmiş eski Japon resimlerindeki gibi durağan olması; karakterlerin hareket ettiği sahnelerde hoş bir tezatlık oluşmasına neden olmuş. Başta açılış şarkısı olmak üzere müziklerde de modern ve daha geleneksel müzikleri iyi harmanlamışlar. Özellikle daha geleneksel ezgilerin çaldığı kısımlarda atmosfer izleyiciye daha iyi geçiyor.

İlk bölümünden henüz büyük bir yanlışını görmesem de çok hızlı işleniyormuş gibi geldi. Mangasını okumadım ve belki onda da bu kadar hızlı işleniyor. Belki de 48 şeytan olacağı için böyle bir hızlı girişle izleyici çekmek istemişlerdir. Onu bilemeyeceğim ama ellerindeki kaynağın uzun bir hikaye sunmaya yeteceğini düşünüyorum. Umuyorum ki ellerindeki gerek dönemsel gerek mitolojik materyalleri olabildiğince kullanıp güzel bir hikaye sunabilirler. Tüm bunların yanına sağlam bir aksiyon da olursa ne mutlu bize.

Hype Puanı: 8/10 

Tate no Yuusha no Nariagari  

Stüdyo: Kinema Citrus

Tür: Aksiyon, Macera, Dram, Fantastik, Seinen

Çıkış Tarihi: 9 Ocak 2019

Bölüm Sayısı: 25

Konu: Efsaneler, musibetlerle savaşmak için 4 kahramanı anlatır. Bu kahramanlar; Kılıç Kahramanı, Mızrak Kahramanı, Ok Kahramanı ve en güçsüzleri olarak görülen Kalkan Kahramanı. Ana karakterimiz Iwatami Naofumi ise Kalkan Kahramanı olarak geldiği bu yeni dünyada kendisine takipçi bulmakta zorlanır. Bulduğu tek takipçi de ona iftira atarak kahramanımızı suçlu durumuna sokar. Toplum tarafından dışlanarak tüm şanını kaybeden Naofumi kendisine ihanet edenlerden intikam almaya karar verir.

Bir zamanlar mangasına baktığım diğer bir seri de Tate no Yuusha no Nariagari, hikayesini Aneko Yusagi’nin yazdığı bir light novel serisidir. Light novel serisinin çizimlerini Seira Minami yaparken manga serisinin çizimlerini ise Aiya Kyu yapmaktadır. Light Novel serisini okumadığım için mangası ile arasındaki farkları pek bilmiyorum. İlerisi için spoiler yememek için maalesef araştırma yapmadım. O yüzden animesini yorumlarken mangasından edindiğim deneyimlerin etkisinin olduğunu söyleyebilirim.

İlk bölüm bana süre açısından uzun geldi. Büyük ihtimal ilk bölüm diye süreyi o kadar uzun tutmuş olabilirler ama mangadaki birkaç olayı uzattıkları gibi ekstradan sahne eklemelerini gereksiz buldum. Tabii bu subjektif bir sorun. Seriye ilk kez animesi ile başlayacak kişiler sahnelerin eklendiğini bile anlamayacaktır. Akıcı bir şekilde işledikleri için o açığı kapatıyorlar. Gelelim animasyon kalitesine; kötü değil fakat pek değerlendirme yapacak sahne de olmadı. Karakter çizimlerini pek beğenmedim. Şu saç arkasından göz gözükme olayı özellikle çok eskide kalmadı mı? Karakter çizimlerini ise daha çok light novel serisine göre yapmışlar gibi geliyor. Mangaya göre biraz daha keskin çizimler tercih etmişler.  Pek aksiyon sahnesi olmadığı için onuda değerlendirme şansım olmayacak ama mangaya göre konuşacak olursam tatmin edecektir.

Klasik bir giriş bölümü olduğundan ilk bölüm hakkında başka söylenecek bir şey yok. İsekai serilerini seviyorsanız bu seriyi de kesinlikle seveceksiniz. Benim gibi pek isekai serileriyle pek arası olmayan birisiyseniz bile bir şans vermelisiniz. En azından okuduğum yere kadar söyleyebileyim ki; Tate no Yuusha no Nariagari belli başlı isekai ögelerini bulundursa da klasik bir isekai serisi değil. Özellikle ana karakterinin Drifters serisinden Shimazu Toyohisa kadar olmasa da diğer isekai ana karakter tiplemelerinden farklı olduğunu söyleyebilirim.

Seriyi bilmemden bağımsız olarak söyleyebilirim ki Tate no Yuusha no Nariagari’yi izlemeye devam edeceğim bir seri olarak görmüyorum. Evet diğer serilerden yaptığı bazı farklı işler var ama ileride çıkacak serileri düşününce bu seriye zaman ayırmaya değer mi diye kendime sorduğum zaman, cevap hayır oluyor.

Hype Puanı: 6/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 29 Ocak 2019 — 00:04