UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

Oblivion Song 1. Cilt (#1-6) İnceleme

Bazı yazarlar vardır, ismini bir çizgi romanın üstünde görürseniz muhakkak okumak istersiniz. Oblivion Song da bu şekilde görüp başladığım bir çizgi romandı. Yazar Robert Kirkman’in daha önce hiçbir serisini okumamış olmama rağmen daha eserlerindeki başarısından ismini duymamak imkansızdır. The Walking Dead ve Invincible gibi serileri uzun yıllar boyunca devam etti ve bazıları hala da devam ediyor. Neden Oblivion Song da böyle bir seri olmasın ki diyerek ipin ucunu kaçırmamak için ilk sayısı çıktığı zaman okumuştum. O günden beridir de okumaya devam ediyorum. Serinin ilk altı sayısının cilt olarak yayınlanmasıyla birlikte bu seri hakkında bir şeyler yazmak istedim. Bu seriyi okumayı düşünenler veya ilk birkaç sayısını okuyup da devam konusunda tereddütte kalanlar açısından belki faydalı bir yazı olabilir.

Oblivion Song 1

Yazar: Robert Kirkman
Çizer/Renklendiren: Lorenzo De Felici & Annalisa Leoni
Yayımcı: Image Comics
Tür: Aksiyon, Macera, Gizem, Doğaüstü

Çizgi romanın konusu şöyle: Yaklaşık 10 sene önce 300.000 Philadelphia vatandaşı bir anda şehrin bir kısmıyla birlikte ortadan kaybolur. Bu insanları kurtarmak ve geri getirmek için devlet birçok çalışma yapar fakat neler olup bittiğini de tam olarak anlamış değillerdir. Bu nedenle artık umutlarını keserek bu insanları kurtarmaktan vazgeçmişlerdir. İnsanların artık umutsuz bir şekilde vazgeçtiği bir zamanda, umudunu asla kaybetmeyen bir kişi vardır: Nathan Cole. Neredeyse her gün hayatını hiçe sayarak Oblivion denen bu kıyamet sonrası dünyasına giderek kurtarabildiği kadar insan kurtarmaya çalışmaktadır. Fakat Nathan’ın Oblivion’a gitmesindeki asıl amaç bu insanları mı kurtarmaktır yoksa o dünyada kendisini çeken başka bir şey mi var?

oblivion song-1

Oblivion Song başladığı zaman ilk iki sayısını büyük bir heyecanla hemen okumuştum. İlk sayının sonunda yer alan yazıda, serinin yazarı Robert Kirkman bu seriyi uzun yıllardır planladıklarını ve uzun soluklu bir seri olacağını söylemişti. Hikayenin gittikçe büyüyeceğini ve her sayıda bir adım daha atarak şu an olduğundan daha büyük bir olay haline geleceğini de belirtmişti. Okumaya başladıktan sonra da böyle olacağını anlıyorsunuz.

Üçüncü ve dördüncü sayılarda Nathan’ın, diğer dünyaya (Oblivion’a) gitme amaçlarından birisi olan (ve aslında asıl amacı olan) kardeşini kurtarma düşüncesinin acaba ne kadar süreceğini merak etmeye başlamıştım. Çünkü sadece bu amaçla bana hitap edecek uzun soluklu bir seri kurgulanabileceğini düşünmüyordum. İki kardeşin farklı iki boyutta kalarak birbirlerine uzun yıllar boyunca kavuşamaması, belli bir yerden sonra seriyi dramanın ağır bastığı bir seriye dönüştürebilirdi ve ben de bunu hiç istemezdim. Fakat sonrasında gerçekleşen olaylar ve ilk cildin sonundaki peşi sıra gelen sürprizler ile bu serinin kesinlikle uzun bir macera olacağı kanıtlanmış oldu.

oblivion song-2

Seriye başlamayı düşünenlerin veya başlayıp da ilk bir iki sayıdan sonra okumayı bırakanların dikkatini yukarıdaki paragraflarda çektikten sonra yazının bundan sonraki kısmında biraz daha spoiler vererek bir şeyler yazacağım. Eğer hiç spoiler yemek istemiyorsanız bu kısımdan sonrasını atlayarak son iki paragrafa geçmenizi tavsiye ederim.

Nathan’ın gittiği Oblivion, çeşitli yaratıklarla dolu esrarengiz ve tehlikeli bir dünya. Bu dünyada esir kalan insanları kurtarmaya çalışan Nathan, bazı başarılar elde etse bile asıl amacı olan kardeşi Ed’i kurtarmayı uzun yıllar boyunca başaramıyor. Kardeşi Ed ise şaşırtıcı bir şekilde Oblivion’da kalan ve aslında burada kalmaktan memnun olan birtakım insanlara liderlik ediyor. Uzun yıllardır burada kalmaktan dolayı artık eski evlerine dönmek istemiyorlar. Bu dünyada kendilerine ufak bir köy inşa etmişler ve tıpkı ilkel zamanlardaki gibi bu dünyada yaşayan yaratıkları avlayarak besleniyorlar. Nathan ve Ed’in karşılaşması ise çok şükür ki fazla uzun sürmüyor. Bu ikilinin karşılaşmasının ardından Nathan, kardeşi Ed’i bu dünyadan kurtarıp kendi dünyalarına götürmeye çalışsa da Ed ve insanları alıştıkları bu yeni dünyayı terk etmek istemiyorlar. Karşılaştığı bu şaşırtıcı durum karşısında ise Nathan, kardeşine bir teklif yaparak bu dünyada kalan insanlar için en azından bir seçme şansı sunmak istiyor. Tabii olaylar hiç beklediği gibi gelişmiyor.

Oblivion’da yer alan bir diğer canlı türü ise cildin sonunda karşımıza çıkan ve “The Faceless Men” denen bir takım tuhaf canlılar. İnsan diyemiyorum çünkü bu konuda henüz bir kesinlik bulunmuyor. Ve şimdilik şunu diyebiliriz ki göründüğü kadarıyla şehrin bir kısmının bir anda yok olmasıyla başlayan bu olaylar zincirinde bu kişilerin payı kesinlikle bulunuyor.

Cildin sonunda yer alan bir diğer sürprizi yukarıda spoiler uyarısı vermeme rağmen burada açıklamayacağım. Sadece şunu söylemek istiyorum. Nathan’ın bu insanları kurtarma konusunda neden bu kadar takıntılı olduğunu anlıyorsunuz. Ayrıca bu olayın nasıl gerçekleştiği konusunda da birtakım ipuçları elde ediyorsunuz. Tüm bunlar da serinin gizemini artırarak okuyucuyu daha fazla kendisine çekiyor.

oblivion song-3

Kaybolan insanlar adına dikilen ve hepsinin ismini yer aldığı bir anıt.

Son olarak serinin çizimlerine değineceğim. Dürüst olmak gerekirse alışmak için biraz okumak gerekiyor. Çünkü biraz farklı bir tarzı var ve yaratılan evren bakımından biraz daha ağırbaşlı ve karanlık çizimler bekliyor insan. Fakat birkaç sayı okuduktan sonra özellikle yaratıkların çizimleri ve aksiyon sahnelerinin akıcılığı gibi nedenlerden dolayı alışıyorsunuz. Bazı karakterlerin benzer çizimlere sahip olması belki ufak bir şikayet olabilir fakat göze batan bir şey olduğunu söyleyemem.

Seri hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Aksiyon var, gizem var, macera var, fantastik bir evren var. Daha da söyleyecek bir şeyim yok, en azından ilk cildine bir şans vermeniz gerektiğini düşünüyorum.

Not: 8/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 6 Aralık 2018 — 21:49
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up