UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

Kill Or Be Killed #16 İnceleme

Yazar: Ed Brubaker
Çizer: Sean Philips
Yayımcı: Image Comics

Her ayın en heyecanla beklediğim serisinin 16. sayısı dün itibariyle çıktı. Her sayıda acaba çıtayı ne kadar yükseltebilir diye merak ediyorum artık. Bu sayıda da beklentileri fazlasıyla karşılayıp, hikayenin devamı için okuyucuları harika bir beklentiye sokuyor.

Önceki sayıda Dylan’ın bir taklitçisinin olduğunu öğrenmiştik. Kendisi hastanede yattığı halde birileri hala öldürmeye devam ediyor. Hatta Dylan’ın buna inanmaması üzerine kendisine, taklitçinin şans eseri kaydedilmiş video görüntülerini de izletiyorlar. Fakat yanlış bir şeyler var. Çünkü bu taklitçinin hedefleri Dylan’ın seçtiği kişilere göre biraz farklı. Dylan genelde büyük avlar peşindeydi ve son olarak da Rus mafyasının patronunu öldürmüştü. Taklitçisi ise sokak aralarında uyuşturucu satan nispeten daha küçük avlar peşinde. Üstelik Dylan’ın hiç yapmayacağı bir şeyi yapıyor; bir polisi vuruyor.

Dylan hastanede kaldığı süre boyunca gördüğü psikolojik tedavilerde kendisinin iç dünyasına biraz daha girme şansı elde ediyoruz. Aldığı ilaçlar nedeniyle zihni iyice boşalmış bir halde. Öyle ki kimseyle iletişim bile kuramıyor artık ve neredeyse İblis’i unutacak hale geliyor. Kullandığı ilaçlar değiştirilip biraz kendine gelince yaptığı psikolojik seanslar sırasında adalet hakkındaki düşüncelerini öğreniyoruz. Akıllara gelen soru, acaba Dylan en baştan beri dünyadaki bu adaletsizliği değiştirmek istiyordu ve bunun için gerekli olan itelemeyi de babasının çizimlerinde gördüğü iblisi cisimleştirerek ikinci bir kişiliğe bürünme yoluyla mı buldu?

kill or be killed 16-1

Diğer bir konu da ilaçları değiştirilip artık biraz mantıklı düşünmeye başlayınca, hastanede fark ettiği tacizci bir görevliyi yok etme dürtüsünün oluşması. Bu da önceki paragrafta söylediğim şeyi biraz daha kuvvetlendiriyor. Hatta bir noktada Dylan’ın kendisi de bunu farkına varıyor. Hastaneye geldikten bir süre sonra iblisi bırakmasına rağmen hala adalet sağlama duygusu, kötüleri cezalandırma isteği devam ediyor.

Asıl büyük olay ise sayının sonunda yer alıyor. Dylan’ın, nefret edilesi bir tip olan ev arkadaşı Mason, Dylan’ın eşyaları arasında maskesini, pompalı silahını ve mermilerini buluyor. Hastaneyi arayarak Dylan’ı soran Mason, kendisinin 72 saat tutulduktan sonra salıverildiğini öğrenince polisi arıyor ve aradıkları maskeli katilin kim olduğunu bildiğini söylüyor.

Dylan’ın bundan sonra ne yapacağı çok önemli ve de merak uyandırıcı. Taklitçisinin yakalanması durumunda artık rahat bir şekilde yaşayabilir mi? Fakat hastanede, sapık görevliyi yok etme isteği duyduğu zaman gerçekten özgür hissettiğini kendisine itiraf etmişti. Bu durumda cinayetlerine devam edeceğini düşünüyorum. Olayın asıl patlak vereceği nokta ise kesinlikle Mason olacaktır.

Hikayenin gidişatı ve de geldiği nokta bu sayıda da harika. Sean Philips her sayıda olduğu gibi bu sayıda da harika çizimleri ile okuyuculara güzel bir okuma keyfi keyfi yaşatıyor. Özellikle Dylan’ın hastanede ilaçların etkisi ile zihni boşaltılmış haldeyken çevresiyle olan ilişkisinin tasviri çok güzeldi.

Sonuç itibari ile Kill Or Be Killed yine, keşke hiç bitmeseydi dedirtecek bir sayı ile karşımıza çıkıyor. Sayı hakkında tek bir şikayetim bile yok. Eğer hala okumuyorsanız çok şey kaçırdığınızdan emin olabilirsiniz.

Not: 5/5

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 20 Ekim 2018 — 15:02
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up