İnceleme: The Twilight Zone (2019) 1. Sezon 5. Bölüm “The Wunderkind”

The Twilight Zone, olsa olsa bir Black Mirror bölümü olabilecekken Alacakaranlık Kuşağı’nda karşımıza çıkan, sezonun nispeten güzel bölümlerinden birisiyle devam ediyor.

The Wunderkind
Yönetmen: Richard Shepard
Senarist: Andrew Guest
Oyuncular: John Cho, Jacob Tremblay
Süre: 40 dk.

Konusu Nedir, Neler Oluyor?

Bir seçim kampanyası yöneticisi olan Raff Hanks, en son yürüttüğü kampanyada oldukça başarısız olmuştur ve bu başarısızlığın etkisiyle kendisini alkole vermiştir. Yine bir gün barda oturup içerken televizyonda gördüğü bir haber dikkatini çeker. 11 yaşındaki Oliver Foley çektiği bir youtube videosuyla başkanlığa adaylığını açıklamıştır.

11 yaşındaki bir çocuk hayata nasıl bakıyorsa öyle bakan Oliver Foley o sırada barda oturan diğer insanların da dikkatini çeker ve eğer böyle bir adaylık söz konusu olursa çocuğa oy vereceklerini söylerler. Raff Hanks de çocuğun masumane hallerini ve sempatikliğini fark etmesi üzerine tekrar kolları sıvar ve Oliver’ın ailesiyle başkan adaylığı için görüşmek üzere yola koyulur.

Raff Hanks, Oliver’ın ailesini de ikna eder ve resmiyette Oliver’ın annesi aday gösterilerek seçim yarışı başlar. İnsanlara çocukça vaatler sunarak gittikçe sempatilerini toplayan Oliver, böylelikle seçimi kazanır ve yeni ABD Başkanı olur.

Oliver verdiği vaatleri yerine getirmek isteyince iş sarpa sarmaya başlar. Örneğin herkese bir oyun vereceğini söylemiştir ve bunu yapmak isteyince danışmanları tarafından ekonominin kötü etkileneceğini söylenir fakat Oliver bu duruma aldırış etmez.

Bu defa da kötü gidişatı durdurmak için harekete geçen Raff, resmi başkan olan Oliver’ın annesiyle konuşsa da fark eder ki annesi dahil tüm herkes Oliver’dan çekinmektedir ve korkmaktadır.

Raff’ın bu çalışmaları en sonunda Oliver’ın da kulağına gider ve sonuç itibariyle vatan haini olarak görülür. Bir komploya kurban edilir ve Oliver’ın yaşlılar doktor olamaz kuralı gereğince çocukların elinde ameliyat masasında son anlarını yaşar.

İnceleme: İzlemeye Değer mi?

Sezonun ikinci bölümünün ardından bu bölüm şimdiye kadarki en güzel bölümdü diyebilirim. Esasında vermek istediği bir mesaj var mıydı yok muydu pek anlamadığımı itiraf edeyim. ABD iç politikasıyla alakalı olması bu duruma neden olmuş olabilir. Fakat izlemesi kesinlikle keyifliydi. Gördüğüm bir şey vardı ki sosyal medyanın artık toplumda ne denli önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyordu.

Bölümün içeriği hakkında konuşmadan önce bu bölümün aslında Twilight Zone değil de bir Black Mirror bölümü gibi olduğunu söylemek isterim. Çünkü bölümde doğaüstü niteliğinde bir tuhaf öykü yok, gerilim yok, korku unsuru yok, şaşırtıcı bir finali yok. Ee bu durumda geriye ne kalıyor? Sadece olası bir gelecek senaryosu. Hal böyleyken bu bölümün Black Mirror tarzına daha çok uyduğunu söylemek zor değil. Fakat Black Mirror bölümleri ile karşılaştırınca da çok ama çok zayıf bir bölüm olarak kalıyor. Bu nedenle bu karşılaştırmaya girmemek gerekiyor.

Bölümün içeriği ile alakalı olarak dikkatimi çeken ilk şey inandırıcılık unsuru. İnsanlar gerçekten de sadece 11 yaşında bir çocuk olan birisine oy vererek başkan yaptılar. Gerçek hayatta böyle bir şeyin olma ihtimalini hiç görmüyorum. Bölümdeki insanların tepkisini bu nedenle çok sıra dışı buldum. Tüm ülkeyi ilgilendiren konularda gerçekten de bir çocuğun karar verecek olmasına razı mı oldular yani?

Oliver’ın başkan olmasının ardından çevresindeki herkes o kadar itaatkar bir hale geliyor ki anlaması çok güç. Sonuç olarak Oliver seçildi ve başkan oldu, burası tamam fakat yanındaki o kadar insan gidişatın kötü olduğunu bile bile hiçbir şey yapmadan sadece emirleri uyguluyor. Bu kötü gidişat belli ki sıradan bir kötü gidişat da değil üstelik. Ordu komutanı, Oliver’ın annesi -yani resmiyetteki gerçek başkan- ve diğer tüm herkesin bu denli itaatkar olması açıkçası biraz gerçek dışı olmuş. En azından Oliver’ın annesi bir dur diyebilmeliydi. Resmiyetteki başkan olduğu için çevresindekileri de kendi tarafına çekebilirdi.

Oliver’ın masum bir çocuk profili çizmesinin ardından seçildikten sonra böyle büyük bir değişim geçirmiş olması biraz tuhaftı. Bu değişimin aşamalarının yeteri kadar gösterilmediğini düşünüyorum. Herhalde denilmek isteniyor ki gücü elinde bulunduran kişi her zaman yozlaşır. Bu nedenle Sineklerin Tanrısı romanıyla da biraz benzerlik gösterdiğini düşünüyorum.

Süresinin nispeten kısa olması izlemeyi oldukça kolaylaştırıyor. Konusunu ilginç bulduğum için ve daha önce böyle bir şey izlemediğim için neler olacağını merak ederek izledim. Oliver’ın vaatleri gerçekten eğlenceliydi. Bunları yerine getirmeye çalışınca danışmanlarının şaşırması ise yine şaşırttı beni. Çünkü 11 yaşındaki bir çocuğun verdiği sözleri tutacağını bilmeleri gerekirdi.

Sonuç

Önceki bir iki bölümden daha iyi olan bu bölümü sıkılmadan, beğenerek izledim. Çok mu güzel bir bölümdü? Hayır. Twilight Zone dizisinden beklediğim şeylere sahip miydi? Hayır. Fakat yine de bir dizi olarak izlemesi keyifli bir bölümdü. Beklentilerinizi düşürerek izlerseniz, Jordan Peele’in harika sunumuyla birlikte güzel bir vakit geçirebilirsiniz.

6.5/10


“Point of Origin” adlı 6. bölümle Alacakaranlık Kuşağında görüşmek üzere.


Sonradan eklenen dipnot: Dizinin beklentilerimi bir türlü tam olarak karşılayamamasından dolayı vaktin çok önemli olduğu bu günlerde hem diziye hem de incelemelere şimdilik devam etmeme kararı aldım. İleri bir zamanda fikrimin değişmesi halinde tekrar bir güncelleme yaparım.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 26 Mayıs 2019 — 11:22