İnceleme: The Twilight Zone (2019) 1. Sezon 3. Bölüm “Replay”

The Twilight Zone, vermek istediği mesajı hikâyenin önüne koyup bağıra bağıra verdiği “Replay” adlı 3. bölümüyle devam ediyor.

Replay
Yönetmen: Gerard McMurray
Senarist: Selwyn Seyfu Hinds
Oyuncular: Sanaa Lathan, Damson Idris, Glenn Fleshler
Süre: 45 dk.

Konusu Nedir, Neler Oluyor?

Nina Harrison, üniversiteyi kazanan oğlu Dorian Harrison’ı okula götürmeye çalışan bir annedir. Anne oğul üniversite yolunda bir kafede yemek yedikten sonra yolda ilerlerken polis memuru Lasky tarafından durdurulur. Birtakım olaylar sonucunda zor durumda kalan anne yanlışlıkla, elinde tutmakta olduğu eski model bir kameranın geriye alma tuşuna basar. Ve o anda fark eder ki tekrar yemek yedikleri kafede bulunmaktadırlar.

Aynı olayın birkaç defa daha meydana gelmesinden sonra Nina, kameranın zamanı geriye alma özelliği olduğunu fark eder. Fakat ne yaparsa yapsın, zamanı kaç defa geriye alırsa alsın her defasında polis memuru Lasky tarafından üniversiteye gidemeden önce bir şekilde durdurulurlar.

Uzun süre önce terk ettiği aile evinin üniversite yolu üzerinde olması nedeniyle normalde asla yapmayı düşünmediği bir şeyi yaparak araları bozuk olan kardeşinin yanına gider ve olan biteni anlatır.

Bu noktadan sonra hikâyenin pek bir önemi kalmaz ve geneli ırkçılık üzerine olan birkaç sosyal mesaj verilerek bölüm noktalanır.

İnceleme: İzlemeye Değer mi?

Antolojilerin belki de en güzel yanlarından birisi her bölümü izleme mecburiyetimizin olmamasıdır. Bu gibi bazı durumlarda atlamak isteyebileceğiniz bölümler olabilir. Replay bölümü için de benim şahsi fikrim izlemenize çok bir lüzum olmadığı yönünde. Fakat bölümün en azından yarısına kadar güzel bir gerilim yaşattığı için belki izlemek isteyebilirsiniz. Ve hatta sosyal mesajların gözünüze sokularak verilmesinden rahatsızlık duymuyorsanız bu bölümü çok sevebilirsiniz.

Bölüm başlar başlamaz kafede bazı eşyaların gösterilmesi ve polis memurunun içeri girip o gün her zamankinden farklı bir sipariş vermesi aslında nasıl bir bölüm olacağının habercisi gibiydi. Bölüm ismini de ele alınca hemen açılışta gördüğümüz olayların tekrar ve tekrar gerçekleşeceğini anlamak çok zor olmadı.

Bölümün gidişatı aslında anne ve oğlunun akrabalarını ziyaret etmeye karar verdikleri ana kadar çok güzel bir şekilde ilerliyor. Bu noktadan sonra ise doğa üstü bir şey olması gereken kamera, öyle olmaktan çıkıyor ve bölüm artık tamamen hikâyeden ziyade sosyal bir mesaj üzerinden ilerliyor.

İşte tam da bu durum benim bölümü yeteri kadar sevmemi engelleyen durumdu. İsterdim ki hem bu güzel hikâyeye devam etsin hem de vermek istediği mesajı biraz gizleyerek hikâyenin içinde sunsun. Eğer bu şekilde devam etseydi belki de bu sezonun en iyi bölümü olabilirdi. Fakat dediğim gibi bir noktadan sonra adeta vermek istediği mesajı bağıra bağıra veren bir bölüm haline geldi. Oysa ki Twilight Zone her bölümüyle bir mesaj verse de aynı zamanda güzel bir hikâye anlatıcısı görevi de üstleniyordu.

Zenciler hak ettikleri özgürlüğe bir türlü sahip olamıyorlar. Ne yaparlarsa yapsınlar, kaç defa denerlerse denesinler, iyi davranarak da kötü davranarak da her şekilde sonuç olarak ırkçı insanlar tarafından ayrımcılığa uğruyorlar. Kendilerine karşı sürekli bir ön yargı bulunuyor. Polis memuru Lasky, hem bu ırkçı insanları hem de birçok ön yargıya sahip ırkçı polisleri niteliyor.

Kurtuluşa giden yol ise başta aile içinde daha sonra da toplumsal olarak bir araya gelerek hep beraber bir duruş sergilemekte yatıyor. İşte Dorian Harrison’ın üniversite kapısından içeriye adım atmasını sağlayan şey de tam olarak buydu. Anne Nina önce kendi kardeşiyle bir araya geldi, daha sonra da tıpkı kendileri gibi olan zencilerle birlik olarak karşılaştıkları ırkçılığa hep beraber dur dedi.

Bölümde ayrıca çocuğunu yalnız başına büyütmeye çalışan bir annenin yaşadığı zorlukları, kendisine ve çocuğuna güzel bir gelecek hazırlaması sırasında karşılaştığı sorunları da az çok görüyoruz.

Sonuç

Klasik bir Twilight Zone konusuna sahip fakat bir yerden sonra sadece vermek istediği mesajlar üzerinden ilerleyen bir yapım olduğu için idare eder bir bölüm olmaktan öteye gidemiyor. Kesinlikle ilk üç bölüm arasındaki en zayıf bölümdü.

Hikâye fazla önemli değil, ben bir sosyal mesaj hastasıyım diyorsanız veya Jordan Peele’nin karizmatik ses tonuna ve güzel sunumlarına (benim gibi) hayransanız bu bölümü izleyebilirsiniz.

6/10


İnceleme: The Twilight Zone (2019) 1. Sezon 1. Bölüm “The Comedian”

İnceleme: The Twilight Zone (2019) 1. Sezon 2. Bölüm “Nightmare at 30,000 Feet”


“A Traveler” adlı 4. bölümle Alacakaranlık Kuşağında görüşmek üzere.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 15 Nisan 2019 — 20:42