İnceleme: Mars Attacks – Çocukluğunuza Döneceğiniz Bir Çizgi Roman

90’lar kuşağının muhakkak televizyonda denk gelip izlediği Tim Burton imzalı Mars Attacks! filmi, Dynamite Comics’in elinde yeniden çizgi romana uyarlandı. İstediği hayata henüz kavuşamamış olan Spencer ve aksi babası, Marslılara karşı!

Yazar: Kyle Starks
Çizer: Chris Schweizer
Renklendiren: Liz Trice Schweizer
Uzunluk: 5 sayı
Yayımcı: Dynamite Comics

Konusu Nedir?

Huzurevindeki babasını ziyarete giden Spencer, her zamanki gibi yine yeni işini bırakmıştır. Pazar günü olmadığı halde oğlunu karşısında gören baba, bu durumu elbette tahmin etmektedir. Fakat o anda asla tahmin edemeyeceği bir olay daha meydana gelmektedir. Marslılar dünyaya saldırmaktadır!

Uzaylı istilası karşısında Amerikan başkanı dahil herkes devreye girer haliyle. Fakat üstün teknolojileri sayesinde Dünyalıların asla baş edemeyeceği silahlara sahip olan Marslılar, önlerine çıkan her şeyi yıkıp geçmektedir.

Spencer ve babası da tüm bu istilanın içinde bir şekilde hayatta kalmaya çalışmaktadır. Tabii işler kendileri için hiç de kolay olmayacaktır.

İnceleme: Okumaya Değer mi?

Bu çizgi romanın ilk sayısının yayımlandığını gördüğüm zaman sanki zihnimin derinliklerinde yer alan bir anı açığa çıkmak istiyordu. Çizgi romanın ismini aratınca ise karşıma çıkan 1996 yapımı Mars Attacks! filmi geç düşen bir jeton misali bir anda kafama dank etti. Bu filmi izlemiştim ben. Ve işin aslı bu çizgi romanı gülerek okumanın aksine çocuk halimle filmi izlerken yer yer korktuğumu hatırlıyorum. Şimdi ise bir nostalji tadında okuduğum bu çizgi roman, çok eğlenceli bir vakit geçirmemi sağladı. Yani evet, okumaya değer.

Çizgi roman basit bir uzaylı istilasını, işin çok fazla detayına girmeden okuyucuyu güldürmeye yönelik bir şekilde ele alıyor. Marslılar insanlarla iletişim kuramıyorlar ve aslında bir iletişim çabası da göstermiyorlar. Tek yaptıkları şey önlerine gelen her şeyi küle çevirmek. Dünyanın en büyük şehirlerini yakıp yıkıyorlar; insanları, hayvanları, otomobilleri, her şeyi…

Bu durum karşısında ise asla pes etmeyecek birisi var. Spencer’ın aksı ve inatçı babası. Spencer ve babası arasındaki ilişki hemen ilk sayfalarda gözümüze çarpıyor. Spencer, babasının hayal ettiği evlat olmamıştır. Türlü türlü işe girmiştir fakat bir türlü bu işlerde kalıcı olamamıştır. Donanmadan emekli olan babası ise oğlunun da tıpkı kendisi gibi disiplinli, iş güç sahibi, güçlü, kuvvetli ve asla pes etmeyen biri olmasını istemiştir her zaman.

Çizgi romandaki en komik şeylerin başında da bu baba oğul ilişkisi geliyor. Diyalogları gerçekten harika. Bir uzaylı istilası sırasında bile bazen tartışabilmekte bazende duygusal anlar yaşayabilmektedirler. İkilinin diyaloglarını okumak gerçekten keyif vericiydi. Ve aksi babanın aslında yer yer güzel mesajlar verdiğini de belirteyim. Bir uzaylı istilası sırasında bile, görüp geçirmiş yaşlı birinden alabileceğiniz bazı öğütler olabilir.

Diyaloglar demişken bu durumun sadece Spencer ve babası için geçerli olmadığını da belirtmek isterim. Karşımıza çok az çıkmasına karşın ABD Başkanının da diyalogları çok komik bir şekilde yazılmış. Marslıların ise hal ve hareketleri tıpkı birer diyalog gibi yansıtılıyor ve insanları taklit ettikleri sahneler ister istemez okuyucuyu güldürüyor.

Spoiler Bölgesi

Beş sayılık bu mini serinin finalini de beğendim fakat biraz hızlı geçiştirildiğini düşünüyorum. Tabii ki bu bir komedi çizgi romanı. Üst düzey bir kurgu beklemiyorum. Yine de Marslıların dünyadan defedilmesi ve karşı saldırıya geçilmesi sadece birkaç sayfa sürüyor. En azından dünyamızdaki Marslılara karşı verilen savaşın biraz olsun gösterilmesini isterdim. Eğlenceli sahneler görebilirdik. Ve hatta keşke bir sayı daha olsaydı. Kim bilir, belki ilerleyen zamanlarda yeni bir seri ile tekrar karşımıza çıkarlar (umarım).

Spencer’ın babasının hayatını kaybetmesi başlı başına bir kahramanlıktı. Ve bu noktada çizgi romanın çok iyi başardığını düşündüğüm bir durum bulunuyor. Babasını kaybeden Spencer, oracıkta sinir krizine girip bir anda karşı saldırıya geçebilir ve hayatını kaybedebilirdi. Fakat çok kurnazca davranarak bir şekilde hayatta kalmaya devam etti ve öyle ki serinin sonunda Mars’a düzenlenen karşı saldırıda uzay ordusunda yer aldı. E tabii pek başarılı olacağını söylemek zor. Fakat bir şekilde sürekli olarak hayattaki asıl amacını arayan Spencer, kendi yolunu bulmuş oldu ve aynı zamanda babasının da hayal ettiği bir evlat oldu. Çizgi romanın bu kısımda hikâyeyi iyi bir şekilde değerlendirdiğini düşünüyorum.

Amerikan Başkanı dahil herkes devrede.

Çizimler, Renklendirme, Kapaklar

Serinin çizimlerini kesinlikle çok beğendim. Fakat bunun en büyük nedenlerinden birisi çizgi romanın bir komedi serisi olması. Yaşanan olaylar ve çizimin uyumu mükemmel. Dünyanın yakılıp yıkılmasının tasviri, Marslıların çizimi ve özellikle de savaş sahnelerin çizim ve renklendirmesi kesinlikle harika. Spencer ve esir aldığı Marslının yürüdükleri sahnede, her sayfada istilanın gidişatının gösterilmesi çizimlerin ayrıca başarılı bulduğum kısımlarından biriydi. Görsellik açısından herhangi bir olumsuz eleştirim yok.

Çizgi romanın kapakları, seriye yakışır bir güzellikte. Özellikle Robert Hack tarafından çizilen varyant kapaklar kesinlikle muhteşem. Eski tarzda çizilen bu retro kapaklar, Weird Comics tarzı çizgi romanların kapaklarını hatırlatıyor. Bunların tümünü aşağıda ekledim. İleride poster niyetine bastırılıp odama asmak isterim.

Sonuç

Mars Attacks, okurken kafanızı yormayacak aksine rahatlatacak bir maceraya sizleri davet ediyor. Harika çizimleri, eğlenceli diyalogları ve olayları ile Mars Attacks biraz olsun gülmek isteyen herkese tavsiye edebileceğim bir çizgi roman.

Puan: Ack Ack Ack!

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 26 Şubat 2019 — 15:51