UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

İnceleme: Justice League Dark #1-3

DC Comics’in mistik dünyası bana her zaman ulaşılması zor bir yer gibi gözükmüştür. Doctor Fate, Zatara, Zatanna, Etrigan, Constantine gibi karakterlerin çizgi romanlarını okumayı her ne kadar istesem de bu yolda fazla bir adım attığım söylenemez. Geçtiğimiz aylarda Metal eventından sonra çıkan Justice League: No Justice adlı çizgi romanda Wonder Woman liderliğindeki Team Wonder, dünyayı korumak adına üstlerine düşen görevi başarıyla yerine getirmişlerdi. Bu olaylar neticesinde büyü aleminde meydana gelen sorunlarla ilgilenecek bir ekibe de ihtiyaç duyuldu. Ve karşınızda: Justice League Dark.

Yazar: James Tynion IV
Çizer: Alvaro Martinez
Renklendiren: Brad Anderson
Yayımcı: DC Comics

Yazar James Tynion IV, geçtiğimiz aylarda Detective Comics runını tamamlamıştı. Baştan sona bayıldım diyemesem de genel olarak beğendiğim bir süreç olmuştu benim için. İzlediğim röportajlarından dolayı kendisinin çok tutkulu bir çizgi roman okuru ve daha önemlisi yazar olduğunu düşünmüşümdür her zaman. Mümkün mertebe kendisinin yazdığı serileri de okumaya çalışırım. Justice League Dark serisinin yazarı olarak kendisini görünce, DC’nin büyü dünyasına girmem için beklediğim adımın bu olduğu hissederek seriye başladım. Bu hafta çıkan sayı ile birlikte dört sayısı bulunuyor. Dördüncü sayı “The Witching Hour” adlı crossover eventın bir parçası olduğu için henüz okumadım ve bu incelemeye de dahil etmedim. DC’nin mistik alemine olan yabancılığımdan dolayı bu yazıda bir hata yaparsam affola.

Neler Oluyor?

DC Comics evreninde büyü, eski sahibine geri dönmek için hazırlıklar yapıyor. Metal eventında hatırlayacağınız üzere Source Wall’da bir kırılma meydana gelmişti. Bu kırılma neticesinde büyünün eski ve asıl sahipleri yani çizgi romanda “Otherkind” diye tabir edilen kimseler, evrenimize gelerek üzerinde hak talep ettikleri büyünün tek sahipleri konumuna gelecekler. Peki bu ne anlama geliyor? Dünyada herhangi bir büyü kalmayacak. Üstelik bunun etkileri de yavaş yavaş ortaya çıkmaya başladı bile. Zatanna kelimeleri tersten okuyarak her zamanki gibi büyü yapmaya çalışırken bu büyüler bir işe yaramamakla kalmayıp ters teperek kendisine ve çevresinde bulunanlara zarar veriyor. Büyü camiasında bulunan bir takım kişiler ölüyor ve deformasyona uğramış mutantlar olarak hayata dönüyorlar.

Büyü dünyasındaki bu bozukluğu gidermek için Wonder Woman sahneye çıkıyor. Yeni bir takım kurarak bu sorunla ilgilenmek istiyor fakat ortada bir problem var. Kendisinin büyü ile fazla bir ilgisinin olmadığını düşünen Zatanna ve diğerleri, Diana’nın ekibine katılmayı reddediyor. Büyü camiasındaki bu sorunları konuşmak ve bir çözüm bulmak için evrenin önde gelen büyücüleri ise Baron Winters’ın mekanında toplanıyorlar. Toplantı sırasında Wonder Woman’ın kurmaya çalıştığı takımdan bahsedilince, bu girişimin gereksiz ve beyhude olduğunu söylüyorlar. Diana’nın kendileri gibi karanlıkta yaşayan gerçek bir büyücü olmadığını düşünmeleri bunun ana sebebi oluyor.

Hikayemiz bu şekilde başlıyor. Wonder Woman takımı kurma konusunda birçok zorluk çekse de sonuç itibariyle ZatannaDetective Chimp, Man-Bat ve Swamp Thing‘den oluşan takım kuruluyor. Bu ekibe daha sonra katılımlar artacaktır muhtemelen. Örneğin şu anda takıma dışarıdan destek veren John Constantine, ilerleyen sayılarda takımdaki yerini alacaktır.

Peki büyü dünyasındaki bu tehlikeyi nasıl yok edecekler? Bu konuda bir fikir edinmek için Doctor Fate’i ziyaret eden takım, Nabu ile bir görüşme talep ediyorlar. İplerin tam olarak koptuğu yer de burası oluyor aslında. Çünkü Nabu, Doctor Fate’in kontrolünü ele geçirmiştir ve de Otherkind denilen topluluğun bizim dünyamıza gelmesine yardım etmektedir. Amacı ise büyünün tekrar asıl sahipleri tarafından kullanılmasını sağlamak ve bizim dünyamızdan büyüyü yok ederek barışı sağlamaktır.

Otherkind olarak karşımıza çıkan ilk yeni karakter de Upside Down Man oluyor. Şimdiye kadar gördüğüm en ürpertici tasarımlardan birisi olan bu yeni karakter, ekibin savaşması gereken ilk kişi oluyor. Savaşın detaylarını vererek okuma keyfinizi kaçırmak istemiyorum açıkçası. Çünkü Upside Down Man gerçekten güzel bir tasarıma sahip ve mutlaka okumanız gerektiği kanaatindeyim.

Savaş sonucunda Wonder Woman’da yeni bir güç ortaya çıkıyor. Kendisinin de haberdar olmadığı bu yeni güç sayesinde şimdiye kadar hiç olmadığı kadar güçlü hissettiğini söyleyen Diana, büyü camiasındaki bu sorunların çözümünde muhtemelen kilit karakter konumuna gelecek. En azından şimdilik bize verilen ipuçları bunu gösteriyor. Bununla alakalı daha detaylı bilgileri, “The Witching Hour” adlı hikayede öğreneceğiz sanırım.

JL Dark 4

İnceleme

Scott Snyder tarafından yazılan Justice League’in ilk sayısını okuduktan sonra okumaya şimdilik devam etmemiştim. Çünkü oldukça büyük bir olaya çok az detay verilerek girildi ve bu bana biraz fazla geldi açıkçası. Justice League Dark ise öyle güzel bir giriş yaptı ki henüz ilk sayfaları okumamdan sonra bu seriye kesinlikle devam edeceğim kararını aldım. Nitekim ilk üç sayıyı da bir oturuşta okudum.

İlk sayının genel olarak gidişatına konu olan şeylerden birisi Diana’nın büyü camiasında kabul görmemesi. Wonder Woman karakteri fazla ilgimi çeken bir karakter olmadığı için bu konuda yanlış bildiklerim muhtemelen vardır tabii ki fakat ben de Diana’yı hiçbir zaman “büyücü” olarak tanımadım. Sahip olduğu ekipmanlar büyülü olabilir ama alışık olduğumuz büyücü sıfatına uygun bir isim olarak görmemiştim şimdiye kadar. Bu üç sayılık hikayenin finalinde olanlar neticesinde artık bu konuyu tartışmaya gerek kalmayacak gibi duruyor.

Yazar James Tynion IV, tıpkı Detective Comics serisinde olduğu gibi bu seride de ekibe bir kötü karakter dahil etmiş. Man-Bat, geçmişte yaptıklarından dolayı pişmanlık duyuyor ve ismini temize çıkararak tekrar saygı gören birisi olmak için çabalıyor. Bu durumdan kesinlikle rahatsız değilim. Oldukça hoşuma gitti de diyebilirim. Daha çok “büyü” ile alakalı olan takıma “bilimsel” bir bakış getirebilir.

Serinin kötü yanlarından birisi şu olabilir. Bu seriyi okumak için öncesinde olan olayları bilmeniz gerekiyor. DC Comics editörlerinin yerinde olsam bu serinin başına, daha önce olan olayları özetleyecek bir sayfalık bir yazı eklerdim ve bu şekilde yeni okuyucuları da bu seriye kazanırdım. Tabii bu teknik bir detay olduğu için çizgi romanın kötü yanlarından birisi olarak değerlendirilmeyebilir.

Çizer koltuğunda oturan Alvaro Martinez muazzam bir iş ortaya koymuş. Kendisinin çizimleri kesinlikle “büyülü” ve de anlaşılır. Upside Down Man ile yapılan kısa savaşta öyle güzel paneller çizmiş ki baka baka doyamadım. Bu harika çizimleri renklendiren isim Brad Anderson da yine aynı şekilde görevini başarıyla yerine getirmiş.

Sonuç

Justice League Dark, beklentilerimi fazlasıyla karşılayan oldukça sürükleyici bir başlangıç yaptı diyebilirim. Evrenin gidişatı hakkında geri kalmak istemiyorsanız ve de DC’nin mistik yönüne ilginiz varsa okumanızı kesinlikle tavsiye ediyorum.

8.5/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 28 Ekim 2018 — 02:45
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up