İnceleme: Detective Comics #994-999 Mythology

1000. sayı öncesinde Peter Tomasi, Batman mitolojisine dair güzel dokunuşlarla süslü güzel bir macera sunuyor.

Detective Comics: Mythology
Yazar: Peter J. Tomasi
Çizer: Doug Mahnke
Renklendiren: David Baron

Neler Oluyor?

Aslında bu hikâyenin ilk sayısını çıktığı zaman da incelemiştim. Araya bazı şeyler girince devamını okuyamadım ve daha sonra da hikâyenin tamamlanmasını bekledim. Dilerseniz 994. sayının detaylı incelemesini buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.

Batman, tam da ailesini kaybettiği günün yıl dönümünde tuhaf bir olaya tanıklık ediyor. Giydikleri elbiselerden tutun da yara izlerine kadar Thomas ve Martha Wayne çiftine tıpatıp benzeyen iki ceset bulunuyor. Gordon ile birlikte olay yeri incelemesi yapan Batman, bu olayı incelemeye koyuluyor.

Hikâyenin devamı ise hiç beklemediğim bir şekilde devam ediyor ve Batman’in Batman olmasında büyük katkıları bulunan birçok kişi, kim olduğunu bilmediğimiz birisinin hedefi haline geliyor. Alfred, Dr. Leslie, Henri Ducard ve Thaddeus Brown bu isimlerden bazıları. Batman ise kim olduğunu bilmediği bu kişinin izini sürüyor.

Sonuç olarak hikâyenin isminden de anlayabileceğiniz üzere Batman mitolojisine dair gizemli bir macera okuyorsunuz.

İnceleme (Spoiler İçerir!)

Ne yalan diyeyim Snyder’ın Batman’i bittiğinden beri okuduğum en güzel Batman hikâyesiydi. Batman’e dair her şey vardı bu macerada. Dedektiflik, dövüş sanatları, kaçış ustalığı, korku, sevdiklerini ve tüm masum insanları koruma hırsı ve yitip giden bir Bruce Wayne.

Hemen ilk sayıya bakınca açıkçası klasik bir kötüye karşı verilecek bir dedektiflik hikâyesi bekliyordum. Hatta bu kişinin Joker, Scarecrow veya Hugo Strange olabileceği yönünde ipuçları veriliyor. Fakat gidişat öyle bir hale geldi ki değil tek bir kötüye, esasında hiçbir kötüye karşı mücadele verilmedi.

Ve buradan da hemen final sayısına atlarsam; tüm her şey aslında Batman’in yarattığı bir simülasyonda geçmekteydi. Batman’in her sene doğum gününde daha iyi, daha kuvvetli, daha zeki, daha planlı olmak adına inşa ettiği ve kendini eğittiği bir simülasyon. Evet, biraz klişe olduğunu itiraf etmeliyim. Çünkü son yıllarda “Batman, buna karşı da hazırlıklıydı.” geyiği aldı başını gitti. Fakat Peter Tomasi, burada yeteneğini öne çıkararak bu klişe ortamı güzel bir duygusal hale getiriyor ve rahatsız edici olmaktan kurtarıyor.

Bruce Wayne’in Batman olduğu geceyi, aslında yarasanın odaya girdiği gece değil de ailesinin öldüğü geceyi ele alırsak, o anda Bruce Wayne’in de öldüğünü söyleyebiliriz. Hikâyede yer alan temalardan birisi de buydu aslında. Batman’in var olabilmesi için Bruce Wayne’in ölmesi gerekir. Bu nedenle finalde gördüğümüz Bruce Wayne’in çocukluğu, kendisini de ailesinin yanında mezara koyuyor ve Batman’e asla vazgeçmemesini söylüyor. Bu anlarda gerçekten duygulandım. Özellikle son sayıda Gotham’daki masum insanların ölüm oranının her sene ne kadar azaldığını görünce, Bruce Wayne’in yaptığı fedakarlığın ne kadar büyük bir fedakarlık olduğunu görüyoruz.

Batman mitolojisinin temel taşlarından birisi olan Batman: Year One hikâyesine de birçok atıf yapılıyor. Bunun en güzel örneği ise Batman’in ilk gece devriyesine değinildiği sahneler. Tabii henüz Yarasa olmaya karar vermemiş Bruce’un ilk devriyesi demek daha doğru olur. O günden beri her sene bu simülasyonu yapan Batman, bu sene sınırlarını iyice zorluyor. Ve (yine) aslında o gece ailesiyle birlikte hayatını kaybeden genç Bruce Wayne’i mezara sokuyor. Bunun sonucunda da sayısız insanı kurtaracak olan Batman’i tekrar diriltiyor.

Sözüm ona bazı Batman serilerinde Batman’in insansı yönünün ele alındığı söyleniyor ya, onu söyleyen kişiler aslında bu hikâyeyi okumalılar. Karakteri saçma hallere sokmadan bu iş nasıl yapılıyor görsünler. Özellikle Leslie ve Alfred’in sahnelerinde Batman’in insansı yönünü ve sevdiklerine verdiği değeri çok net bir şekilde görüyoruz.

Hikâyenin işlediği konudan dolayı sahip olduğu karakter çeşitliliği oldukça güzel. Bu çeşitlilikten kastım klasik aile üyeleri değil elbette. Batman’i Batman yapan, mitolojisinde yeri olan önemli karakterlerin çeşitliliğini kastediyorum. Bu karakterlerin yarasa mitolojisindeki önemini de güzel bir şekilde gösteriyor. Örneğin kendisine iz sürmeyi öğreten Henri Ducard’ı, onun yöntemleriyle buluyor. Eski Mister Miracle olan Thaddeus Brown’dan öğrendiği kaçış yöntemleriyle hem kendi hem de Thaddeus’un hayatını kurtarıyor.

Genel olarak bu hikâyenin twistlerle süslendiğini de belirteyim. Final sayısında Batman’in karşısına yine kendisinin genç halini çıkarmak en şaşırtıcı andı benim için. Bu twistler nedeniyle hikâyenin temposu neredeyse hiç düşmüyor ve gidişatın yarattığı gizem nedeniyle sayıları birbiri ardına okuyorsunuz. Ayrıca kaliteli aksiyon sahneleri de bir hayli yer kaplıyor. Dövüş severler için de bir iki sahne olduğunu söyleyeyim.

Son yıllardaki Batman dergilerinde, karaktere zoraki “badass” sahne yaşatma çabası benim hoşuma gitmeyen bir durum. Bu hikâyede de Batman’in birçok badass diyebileceğimiz sahnesi bulunuyor. Fakat bir fark var ki bu sahnelerin hiçbiri zorlama değil. Tam olarak olması gereken zamanda, olması gerektiği gibi. Hele ki 995. sayının sonunda Batman’in Arkham Asylum’a yaptığı ziyaret en güzel anlardan birisiydi. Sadece bu da değil, Hellbat suitini giydiği her sahne benim çok hoşuma gitti. Sensei’nin tapınağındaki dövüş sahnesi de keza badass anlardan biriydi.

Son olarak da bu hikâyenin en büyük avantajının 1000. sayıdan önce yayımlanmış olduğunu düşünüyorum. 1000. sayıdan önce karakterin mitolojisine dair böyle güzel ve anlamlı bir hikâye, hayranların karakteri tekrar sevmesini sağlamıştır. En azından benim Batman’e olan hayranlığım, tekrar bir kat daha arttı. Bruce’un mezara girdiği anı görüp de böyle bir şey olmamasını beklemek olmazdı zaten.

Çizim & Renklendirme

Superman dergisinde de Tomasi’nin ortağı olarak harikalar yaratan Doug Mahnke, bu seride de kesinlikle mükemmel bir iş çıkarmış. Çizimler yönünden hiçbir şikayetim yok. Aksiyon sahneleri, dövüş sahneleri, Batman’in badass anları, hepsi muhteşem. Fakat özellikle bir sayı söyleyecek olursam 997. sayıda Thaddeus Brown ile birlikte suyun altında geçen sahneler mükemmeldi.

Doug Mahnke’nin harika çizimlerini renklendiren David Baron’un da yeteneklerinden bahsetmemek olmaz. Batman’in Hellbat kostümü içinde Etrigan ile birlikte savaştığı sahnelerin güzelliğine bakarak ne denli başarılı bir iş ortaya koyduğunu anlayabilirsiniz.

Sonuç

Dedektiflik, dövüş sanatları, kaçış ustalığı gibi Batman’e dair özlediğimiz şeyleri barındıran, son yılların en iyi Batman hikâyesi Mythology’yi okumanızı mutlaka tavsiye ediyorum.

8.5/10

Detective Comics 1000. sayıda görüşmek üzere!

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 4 Mart 2019 — 14:08