İnceleme: Detective Comics #1000

1939 yılında Detective Comics’in 27. sayısında ilk defa karşımıza çıkan canımız ciğerimiz Batman, aynı serinin dün çıkan 1000. sayısıyla 80. yılını kutluyor.

Batman’in başta dedektiflik olmak üzere her yönüne değiniliyor bu sayıda. Harikulade düşman galerisine göz atıyoruz. Batman’in ne kadar iyi bir taktisyen olduğunu ve onun için hazırlığın ne demek olduğunu görüyoruz. Ailesiyle olan ilişkisine ve özellikle de canımız ciğerimiz Dick Grayson yani ilk Robin ile olan ilişkisine göz atıyoruz. Batman’in ideallerine, amacına ve hayallerine tanık oluyoruz.

Çizgi romanda bulunan 11 hikâyenin tümü hakkında söyleyeceğim birkaç şey bulunuyor. Şimdi izninizle biraz detaylandırarak inceleme kısmına geçmek istiyorum.


1. Batman’s Longest Case

Yazar & Çizer: Scott Snyder & Greg Capullo

Batman deyince akla gelen ilk özelliği olan dedektiflik yönünü ortaya koyan güzel bir hikayeyle başlıyor sayı. Bruce Wayne’in Batman oldu olası karşılaştığı en uzun soluklu maceraya tanıklık ediyoruz. İpucu ipucunu kovalıyor ve bitmek bilmeyen bir kovalamaca sürüyor, ta ki nihayet bu uzun dedektiflik macerası başladığı yere dönene kadar. Gotham’da başlayan olay, yine Gotham’da sona eriyor. Evrenin hâlâ çözüme kavuşmamış olan en gizemli olaylarının, tıpkı kendisi gibi alanında uzman dedektifler tarafından çözüme kavuşturulmaya çalışıldığı bir yerde buluyor kendisini Batman. Ve burada bir davaya göz atan Batman, yolun henüz başında olduğunu anlıyor ve hikâye Batman’in karakteristik bir özelliğini vurgulayarak sona eriyor.

Batman henüz yolun başında bulunuyor ve önümüzdeki nice yıllarda da bizlerle birlikte olacak. Gizemli bir olayı, henüz çözüme kavuşmamış bir olayı çözümlemek yani kısacası dedektiflik, Batman’i Batman yapan unsurların başında geliyor ve sayının hemen ilk hikâyesinde bu durumu bize göstererek karakterin bu özelliğine güzel bir saygı duruşunda bulunuluyor.

Snyder’ın Batman’in iç sesini yazma şeklini her zaman beğenmişimdir ve bu kısa hikâyede de tekrar güzel bir iş çıkardığını düşünüyorum. Ayrıca Batman’in olayları inceleme şeklini ve analiz etmesini güzel bir şekilde yansıtıyor. Tüm bunlar Capullo’nun harika Batman çizimleriyle bir araya gelince ortaya muazzam bir hikâye çıkıyor.

Not: 8.5/10


2. Manufacture For Use

Yazar & Çizer: Kevin Smith & Jim Lee

Batman mitolojisinin önemli bir kısmını da şüphesiz ki karakterin sahip olduğu kötüler oluşturuyor. Joker, Penguen, Mr. Freeze, Riddler, Two-Face ve Bane gibi çizgi roman tarihinin önde gelen kötüleriyle birlikte Batman, belki de tüm kahramanlar içinde en güzel kötü adam galerisine sahip olandır.

Bu hikâye hem bu açıdan de hem de Bruce Wayne’in ailesini öldüren Joe Chill’in silahının bir daha kimseye zarar veremeyecek hâle getirilmesi açısından güzeldi. Batman, yeraltı dünyasındaki gizli hâli olan Matches Malone kılığına girerek bu silahın peşine düşüp elde ediyor. Daha sonra ise bu silahı mağarasındaki diğer eşyalar ile birlikte saklamak yerine daha anlamlı bir hâle getiriyor. Silahı eritiyor ve ailesinin ölümünden sorumlu olan bu şeyi artık hayatını koruması için göğsünün üstüne, yarasa sembolünün altına yerleştiriyor. Böylelikle Batman ve silah arasındaki ilişki çok ironik ve de anlamlı bir şekilde devam etmeye başlıyor.

Ayrıca hikâye boyunca Batman’in düşmanları ile olan geçmişteki mücadelelerini de görüyoruz. Bu sahnelerin resmedilmesinde hediye dükkanı sahibinin sunduğu eşyalar ve bu eşyalara ilişkin panelde gösterilen sahnelerin uyumu kesinlikle harikaydı.

Jim Lee’nin son yıllarda biraz tembelleştiğini ve eski formunda olmadığını düşünen birisi olarak bu hikâyedeki çizimlerini beğendiğimi söyleyebilirim. Ayrıca tek bir hikâyede Batman’in birçok önemli düşmanını Jim Lee’nin kaleminden görmek güzeldi.

Not: 8/10


3. The Legend of Knute Brody

Yazar & Çizer: Paul Dini & Dustin Nguyen

Sıra geldi Yarasa ailesine. Batman’in ve ailesinin şehirdeki kötülüğe karşı verdiği mücadele sırasında yaptığı fedakarlığı biraz eğlenceli bir şekilde görüyoruz bu bölümde. Knute Brody takma adıyla yeri geldiği zaman Dick, yeri geldiği zaman Barbara ve bazen de Alfred belirli bir kılığa girerek kötülerin tarafında bir nevi ajan olarak yer alıyor ve Batman’in bu kötülerle olan mücadelesi sırasında yardımcı oluyor. Fakat ajanlık dediğime bakmayın, Knute Brody karakteri oldukça şapşal ve kafası basmayan bir karakter olarak sunuluyor. Bu da hikâyenin komik ve eğlenceli kısmını oluşturuyor.

Çizgi romanlardaki bir karakterin isminin başka bir karaktere geçmesi olayına da son panellerde Damian vasıtasıyla güzel bir şekilde değiniliyor. Artık Knute Brody’nin emekli edilmesi gerektiğini düşünen Yarasa ailesine, henüz kendi sırasının gelmediğini söyleyerek en azından Knute Brody Jr. olarak bu efsanenin yaşamaya devam etmesini istediğini söyleyen Damian Wayne, hikâyenin en komik ve de en güzel panelini oluşturuyor.

Paul Dini’nin biraz farklı bulduğum bu hikâyesine Dustin Nguyen çizer olarak eşlik ediyor. Çizerin kendi sulu boya renklendirmesiyle birlikte harikalar yarattığı Descender serisindeki çizimlerine alışmış birisi olarak bu sayıda farklı bir renklendirici olması nedeniyle fazla sevdiğimi söyleyemem. Fakat Knute Brody’nin şapşal hâllerini iyi bir şekilde yansıttığını söyleyebilirim.

Not: 7/10


4. The Batman’s Design

Yazar & Çizer: Warren Ellis & Becky Cloonan

Batman’in tıpkı dedektiflik gibi en önemli özelliklerinden birisi de müthiş bir taktik uzmanı, strateji dehası veya kısaca hazırlıklı olması olduğunu söyleyebiliriz. Bu bölüm işte tam olarak hazırlık olayına değinen bir bölümdü. Ayrıca tanrıları dövmesinden yer yer bıktığımız Batman’i tam özlediğimiz bir tarzda sokak seviyesindeki bir mücadelenin içinde görmek güzeldi.

Warren Ellis’in ustaca kaleme aldığı bu hikâyede Batman’in birtakım silahlı kişiye karşı verdiği mücadeleyi okuyoruz. Batman, takımdaki herkesin geçmişini araştırmıştır ve kim olduklarını, nasıl birer insan olduklarını bilmektedir. Otomobillerle yapılan bir kovalamaca sonucunda silahlı kişiler Batman’in tam da istediği noktaya ulaşır ve Batman, yaptığı hazırlığın sayesinde tüm herkesi etkisiz hâle getirir. Bu kişilerin geçmişlerini araştırmasının yardımını da takımın liderini sadece konuşarak etkisiz hâle getirirken görürüz. Ayrıca Batman’in karşıdaki kişilerin durumuna göre kendi saldırı gücünü ayarlaması da hemen çatışmanın başında güzelce gösteriliyor.

Becky Cloonan harika çizimleriyle hiçbir panelin boşa harcanmadığı bu muazzam hikâyeyi daha da güzel bir hâle getiriyor. Aksiyon sahnelerinin çizimi, patlamalar ve son sayfadaki Batman tasviri olması gerektiği kadar karanlık ve de güzel.

Not: 8.5/10


5. Return to Crime Alley

Yazar & Çizer: Denny O’Neil & Steve Epting

Ne anlatmaya çalıştığını tam olarak anlayamadığım bir hikâye ile karşı karşıyayız. Batman için önemli bir yere sahip olan Dr. Leslie Thompkins’in yer aldığı bu hikâyedeki Batman’in davranışlarını sevdiğimi söyleyemem. Batman ve Leslie’nin yanına gelen Gotham’ın haylaz çocuklarına bu denli bir şiddet göstermesine ve gereğinden fazla agresif olmasına bir anlam veremedim.

Hikâyenin güzel yanı Leslie’nin Batman için olan öneminin gösterilmesiydi. Batman’in yaptıklarına hiçbir zaman onay vermeyen Leslie bir nevi onun frenleyicisi görevi de görüyor ve ailesinin öldürüldüğü gerçeğini kabul etmesine yardımcı olarak bir gün normal bir hayat sürmesini umuyor.

Bu hikâyenin en güzel yanı ise kesinlikle çizimleri ve karanlık tondaki renklendirme tarzı. Batman’in ailesinin ölümünü hatırladığı sayfada gerçekten muhteşem bir panel bulunuyor.

Not: 6/10


6. Heretic

Yazar & Çizer: Christopher Priest & Neal Adams

Bu çizgi romanda ne işi olduğunu anlamadığım ve çizgi romanın en kötü halkası olan hikâyeye geldi sıra. League of Assassins’den ayrılan bir gencin Gotham’da öldürülmesi sonucunda Ra’s al Ghul ile görüşen Batman, bu kişinin katili ile karşı karşıya gelerek gelecekte tekrar böyle bir şey olması durumunda takımdan ayrılmak isteyen kişilere müdahale edilmesine karşı çıkacağını söylüyor. Ben pek bir anlam çıkaramadım, sizin söylemek istediğiniz bir şey varsa buyurun yorum kısmına yazın.

Neal Adams’ın eski tarz çizimleri hikâyenin önüne geçiyor ve değerini nispeten artırıyor. Fakat açıkçası bu çizimlerin de pek bir hayranı olduğum söylenemez.

Not: 4/10


7. I Know

Yazar & Çizer: Brian Michael Bendis & Alex Maleev

Batman’in kimliğini gizli tutmasının öneminin Penguen üzerinden farklı bir açıdan anlatıldığı harika bir hikâye ile karşılıyor bizi Bendis.

Yıllar geçmiştir ve görüldüğü kadarıyla Bruce Wayne artık Batman değildir. İyice yaşlanmış olan Oswald Cobblepot, tekerlekli sandalyede oturmakta olan Bruce Wayne’in yanına gelerek Batman’in gizli kimliğini yıllar önce öğrendiğini fakat bunu kimseye belli etmediğini söyler. Bu buluşunu, Gotham kötülerinin bir araya gelerek bu konuyu tartıştıkları toplantılardan sonra bulmuştur. Bu durumu kimseyle paylaşmamasının nedeni olarak da Batman’in bu hâlinin bile herkese fazla gelmesidir. Ola ki Batman’in Bruce Wayne kimliği ortaya çıksaydı, bu durumda Bruce Wayne artık mecazen ölmüş olacaktı ve Batman sürekli bir şekilde Gotham’daki savaşına devam edecekti. E haliyle bu durum hiçbir Gotham kötüsünün isteyeceği bir şey değildir.

Süper kahramanların gizli kimliklere sahip olmasına farklı bir bakış açısıyla bakan bu hikâye oldukça güzeldi. Batman’in gerçek kimliğini gizli tutan karakterin de Gotham’ın maskeli delilerinden birisi değil de nispeten aklı başında birisi olan Penguen olması ayrıca güzeldi.

Alex Maleev’in çizimleri bu sayının güzelliğini katbekat artırıyor. Bruce Wayne ve Oswald Cobblepot’un yaşlı hâllerinin çizimleri, hemen yukarıda görmekte olduğunuz ikilinin kostümlü hâlleri ve de hikâye boyunca Penguen’in yaptığı buluş sonucundaki yüz ifadelerinin çizimi muazzamdı.

Not: 8/10


8. The Last Crime in Gotham

Yazar & Çizer: Geoff Johns & Kelley Jones

Gelecekte geçen bu hikâye Gotham’daki son suçu konu ediniyor. Yıllar geçmiştir ve artık Gotham’ın eski hâlinden eser yoktur.

Joker hastalanıp ölmüştür. Batman ve Catwoman evlenerek Echo adında bir çocuk sahibi olmuştur. Gordon’un yarasa sinyalini gören Batman ve ailesi biraz şaşkınlık ve sevinçle birlikte olay yerinde inceleme yapmaya başlar ve sonuç olarak Joker’in oğlunun da son şakasını yaparak aramızdan ayrıldığını görürüz. Babasının ölümü üzerine yalnız kalmaktansa kendisiyle birlikte bazı diğer kötüleri de yok ederek Batman’e veda etmiştir.

Tabii sonuç olarak hikâyenin gelecekte geçmediğini ve aslında tüm bunların Batman’in bir doğum günü dileği olduğunu anlıyoruz. Karakterin vermekte olduğu mücadelenin kendisi için ne kadar büyük bir amaç olduğunu doğum günü vasıtasıyla aktaran güzel, samimi, sıcak bir öyküydü.

Kelley Jones ve Michelle Madsen ikilisi görsellik açısından kesinlikle muhteşem bir iş çıkarmış. Karanlık ve biraz soluk tarzdaki renklendirme daha ilk sayfadaki yarasa sembolünden tutun, Joker’in oğlunun çizimi ve son sahneye kadar her bir detay kesinlikle müthişti.

Not: 8/10


9. The Precedent

Yazar & Çizer: James Tynion IV & Alvaro Martinez-Bueno

Tüm Bat-family bir yana Dick Grayson bir yana. İlk side-kick, ilk Robin olan Dick’in Batman ile olan ilişkisine dair bir hikâye bu çizgi romanda kesinlikle olması gereken bir şeydi. Hele ki olaya Alfred’in de dahil olması işi daha güzel bir hâle getiriyor.

Dick Grayson’un Batman ile ilk tanıştığı anı ve Robin olmaya karar verdiği dönemi anlatan bu öyküde Batman ve Robin’in verdiği mücadelenin anlamını öğreniyoruz. Batman’in tüm ısrarlarına rağmen Dick, tıpkı kendileri gibi olan insanların hayata karşı nasıl bir yol izlemeleri gerektiğini doğru bir şekilde göstermeleri konusunda Bruce’u ikna eder ve böylelikle ilk side-kick olan Robin ortaya çıkar. Ayrıca Robin’in bir nevi karanlığın aksine aydınlıkta ortaya çıkan bir Batman türevi olduğunu görüyoruz.

Her ne kadar güzel bir noktaya değinmiş olsa da diğer iyi bölümlerin yanında biraz sönük kalan bir bölüm olduğunu da söylemeliyim. Alvaro Martinez, Detective Comics serisinde alışık olduğumuz tarzdaki harika çizimleriyle güzel bir iş çıkarmış.

Not: 6.5/10


10. Batman’s Greatest Case

Yazar & Çizer: Tom King & Tony Daniel ve Joëlle Jones

Eh, klasik Tom King diyalogları içeren boş bir sayı demek istemiyorum fakat anlatacak fazla bir şey de bulamıyorum. Batman’in ailesi öldükten sonra yalnız kalmadığını göstermek adına tüm Yarasa ailesinin ile bir araya gelerek bir fotoğraf çektirmesini ve bu fotoğrafı ailesinin mezarına bırakmasını konu ediniyor.

Diyalogların bazılarına gülsem de takip etmek yer yer zordu. Şimdi hangi karakter konuşuyor acaba diye durup düşündüğüm kısımlar oldu. Yaratılan gizemi de biraz gereksiz buldum.

Sayının en iyi yanı olan ve kesinlikle övülmeyi hak eden bir kısmı var ki o da muhteşem çizimleri. 2018’in en iyi çizeri olarak gördüğüm Joëlle Jones muhteşem çizimleriyle kendisini bir kez daha kanıtlıyor. Son sayfadaki Tony Daniel’in tüm aileyi içeren wallpaper sahnesi de muhteşemdi fakat ne yalan diyeyim bu sayfayı da Joëlle Jones’un kaleminden görmek isterdim.

Not: 5/10


11. Medieval

Yazar & Çizer: Peter J. Tomasi & Doug Mahnke

Her sayfada bir Batman kötüsünün yer aldığı bu öyküde 1001. sayıda başlayacak olan hikâyenin açılışı yapılıyor. Batman’i çok iyi tanıyan ve yaptıklarını çok iyi bilen birisi olarak karşımıza yepyeni bir karakter çıkıyor.

Arkham Knight adındaki bu şövalyenin hikâyesinin bu sayının genel temasıyla bir ilgisi bulunduğunu düşünmediğim için fazla bir şey söylemek istemiyorum. Arkham Knight’ın konuşmaları iyi yazılmış, Tomasi’ye güveniyorum ve güzel de bir hikâye umut ediyorum. Bunun haricinde çizimlerin de muhteşem olduğunu da söyleyerek merakla 1001. sayıyı bekliyorum.

Not: 7/10


Sonuç

Genel olarak bakıldığı zaman Detective Comics 1000. sayıya yakışır bir sayı mıydı? Eh, tam olarak değildi. Fakat Action Comics kadar önemsenmediğini de düşünmüyorum. İşin doğrusu Action Comics’e biraz daha özenmiş olsalardı bir kıyaslama yaparak bu sayının da iyi olmadığını söyleyebilirdim.

Yine de Batman’e dair birçok olguya değinilmesi birazcık buna da şükür pozisyonuna soktu beni. Dedektifliğini görüyoruz, taktik-strateji-hazırlık yapma gibi uzmanlık alanlarına değiniliyor, Yarasa ailesiyle olan ilişkisini görüyoruz, kötülüğe karşı verdiği mücadeledeki hırsına ve bu yolda karşısına çıkan kötülere (düşman galerisini) tanık oluyoruz.

Scott Snyder, Paul Dini, Warren Ellis, Geoff Johns gibi yazarların yanı sıra Frank Miller, Grant Morrison ve Jeph Loeb gibi usta isimleri de görmeyi çok ama çok isterdim. Belki de en büyük şikayetim bu konudadır. Birkaç sene sonra belki de en kötü Batman yazarları arasında gösterilecek olan Tom King’in yerine başka birisini görmek isterdim en azından. Karakteri bilmeyen birisini bu sayıda görmek üzdü biraz.

Sonuç olarak daha iyi olabilecekken elimizdeki ile şükredeceğimiz bir sayı olmuş.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 29 Mart 2019 — 04:23