UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

İki Sezonun Ardından: Castlevania İncelemesi

Castlevania serisine uzun zaman önce başlamama rağmen seslendirme açısından bana tuhaf gelmesinden dolayı devam etmemiştim. Fakat Netflix’de izleyecek bir şey ararken tekrar karşıma çıkmasıyla, bir şans daha verip sonunda 2 sezonu birden izleyebildim. Ve açıkçası seriyi kötü bulmadım fakat pek aradığımı da bulamadım. Sadece ben mi böyle düşünüyorum diye araştırma yaparken insanların genellikle yüksek puanlar vermesiyle şaşırdım. Evet kötü bir seri değil ama bana göre içinde birçok eksikliği bulanan ortalama bir eser gibi geldi. Hatta seriye başlamadan incelemeleri okumayıp, beklentilerimi yükseltmediğim için mutluyum. Bu yüzden bu yazıyı yazma kararı aldım. Benim düşünceme yakın veya benzer insanlar varsa onlar için… Umarım faydalı olur. Unutmadan spoiler olacak.

Konusu 

Karısının ölümüyle insanlığa karşı tüm umudunu yitiren Drakula’nın tek amacı; tüm insanlığı yer yüzünden silmektir. Drakula’yı ve onun cehennemden getirdiği ordusunu durdurmak zorunda olan ise Belmont soyunun sonuncu Trevor Belmont’tur…

Künye
Anime: Castlevania
Tür: Korku, Dram, Aksiyon, Macera ve Fantastik
Bölüm Sayısı: 4+8
Yönetmen: Sam Deats (12 Bölüm), Adam Deats (2. sezondan iki bölüm), Spencer Wan (2. sezondan iki bölüm)
Yazar: Warren Ellis (12 Bölüm), Hitoshi Akamatsu (1. sezondan bir bölüm)

Genel Bakış

Öncellikle Castlevania serisinin hiçbir oyununu oynamadığım için ana kaynaktan ne kadar iyi beslendiler bilemeyeceğim ama normalde zenci olmayan karakterin animasyon serisinde bile zenci olduğunu görmek artık sinir bozmak yerine kahkaha atmama neden oluyor. Tekrar ”Politik doğruculuğunuz batsın ey Netflix!” diyorum. Neyse, karakteri öyle tanımadığım için bencillik yapıp bunu sorun etmeyeceğim. Aslında hikâyede bunu güzel yedirmişler. Karakteri daha önceden tanımıyorsanız anlamazsınız bile böyle bir değişim yaptıklarını. Zaten asıl sorun kurgu ve karakterizasyonda ortaya çıkıyor.

Karakter tasarımları gerçekten de çok güzel, çizim olarak da iyi iş çıkarmışlar ama keşke karakterlerin altını doldursaydınız. Karakterler ile ilgili önemli olaylar ya gereksiz bir espri nedeniyle ile ya da önceden gerekli altyapıyı oluşturamadıkları için izleyiciye geçmiyor. Mesela Trevor Belmont’un ailesinden kalan silahı aldığı kısım; aslında çok etkileyici bir sahne olması gerekiyor ama araya başka karakter girip illa silaha hakkında ”O çirkin şey de ne?” şeklinde yorum yapıyor. Böyle araya girip salak salak diyaloglar yaşanınca o anın havası kaçıyor. Veyahut Drakula’nın öfkesini anlayabilsek de öfkesine neden olan kadın ile ilişkileri çok üstünkörü geçildi. Sadece tanıştıkları sahne var, ondan sonrasını bilmiyoruz. Drakula’yı bu kadın nasıl bu kadar etkiledi de tüm insanlığı hatta kendi oğlunu bile öldürecek seviyeye geldi. Tamamen es geçiliyor. Drakula ile empati kurmayı beklemiyorum ama karaktere inandırıcılık açısından keşke bunlar es geçilmeseydi.

Oğlu demişken, Drakula’nın yenilmesi ayrı bir saçmalık. Beş dakika önce oğlunu öldürmeye hazır olan Drakula dövüş esnasında oğlunun odasına gelmesiyle, oğlunu öldürmek üzere olduğunu anlayıp yumuşuyor. Fakat o ana kadar Drakula’nın oğluna sevgi duyduğu bile geçmiyor. Tamamen Drakula’nın yenilmesi üzerine ve de drama yaratmak için yapılmış bir kurgu. Böyle olunca Alucard’ın babasını öldürmesi daha duygusal bir sahne olmasına rağmen karakterler arası bağlantıyı işlemedikleri için anlamını yitiriyor. Ayrıca Drakula’nın kudretini yeterince yansıtamadıklarını düşünüyorum. En azından son dövüş için böyle. Önceki bölümlerde Drakula’nın yaptıklarını görünce sanki biraz nerf yemiş gibi.

Kurgu ve karakterizasyon konusunda eleştirsem de karakterleri eğlenceli buldum. Sadece Japonya kökenli bir oyun olmasına rağmen animasyon serisini daha çok batıya yönelik yapılmasını beğenmedim. Her ne kadar seslendirme konusunda kaliteli isimlerle çalışmış olsalar da dediğim gibi seslendirmeleri yapay ve tuhaf geldi. Karakterleri aktarma konusunda belki bu da etkilemiş olabilir. Daha doğrusu benim açımdan etkiledi diyebilirim. Çizgi film olarak daha çok Japon eserlerini izlediğim için olsa gerek. Keşke Japonca dublaj izleme şansımız olsaydı. Belki karakterleri ve seriyi daha çok benimseme şansım olabilirdi. Ayrıca ele aldığı dönemi düşününce kiliseyi ve insanların bağnazlığını iyi anlattığını düşünüyorum.

Animasyon ve Müzikler

Özellikle dövüş sahnelerinde hem animasyon hem de koreografi açısından başarılı bir iş çıkarmışlar. İlk sezondan Drakula’nın ateşlere büründüğü sahne ve şehri yok etmesi ile, Trevor Belmont ve Alucard’ın dövüş sahnelerini çok beğenmiştim. Arada kötü gelen kısımları olsa da genel anlamda beğendim.

Müzik konusunda aklıma spesifik bir parça gelmese de kulağımı rahatsız etmediler. Drakula’nın kalesine girdikleri sahnede oyun serisinden bir parça olan Bloody Tears çalmaları güzel gönderme olmuş. O müzikten sonra oyunun müziklerine bakınca; oyunun müziklerini daha çok beğendim. Keşke başka müzikleri de kullansalardı. Yinede genel olarak müzikleri beğendim. En azından atmosferi bozmamış.

İzlemeye Değer mi? 

Genel anlamda olumsuz yönlerini eleştirsem de Castlevania serisini beğendim. Eminim oyunlarını oynasaydım, yapılan göndermeleri anlayacağım için seriyi daha çok beğenirdim. 3. sezon gelmeden oyunlarını oynamasam bile daha çok bilgi edinmeye çalışacağım. Özellikle Devil May Cry evreni ile birleşeceğinin haberinin gelmesiyle az da olsa hype yapmadım desem yalan olur. Güzel bir animasyon evreni yaratacaklar gibi gözüküyor. En azından serinin arkasındaki isim olan Adi Shankar böyle olacağına inanıyor ki Hollywood’un berbat edeceğine inandığı için seriyi aldığını söylüyor. Umarım dediklerinin altını doldurabilir. Bizler de güzel bir animasyon evrenine sahip oluruz.

PUAN: 7/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 22 Kasım 2018 — 22:16
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up