UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

“Hiç Utanmaları Yok!” Aykırı Sevenlere; Güney Yakasının Gettolarından, Shameless!

“Hiç utanmaları yok!”

Bir zamanların efsane kanalı e2’de, bu cümleyle tanımıştım Gallagher ailesini. Ve en az onlar kadar marjinal, onlar kadar çılgın komşularını. Chicago’nun varoşlarından kopma bu ailenin kesinlikle hiç utanması yok. Bendenizin naçizane bu yazısında Gallagher ailesinden ve onların etrafında dolaşan insanlardan bahsedeceğiz. İyi okumalar dilerim.

 

Öncelikle, Shameless nasıl bir dizidir, kimlere hitap eder, kimlere etmez…?

Aslında, “Kime hitap etmez?” sorusunun cevabını karakter tanıtımlarını okursanız zaten büyük oranda bulabilirsiniz. Ancak, bu kısımda ufaktan da olsa değinmek isterim.

Öncelikle hassas ve nasıl denir, biraz kapalı bir insansanız dizi size itici gelebilir. Çünkü fazlasıyla alkol, cinsellik, küfür ve uyuşturucu kullanımı içeriyor. Dizide eşcinsel karakterler de olduğu gibi pek çok din ve Tanrı eleştirisi de bulunuyor. Yani hassas ya da muhafazakâr bir izleyici, diziyi lanetler okuyarak kapatabilir ne yazık ki. Dediğim gibi biraz rahat bir insan olmanız da gerekiyor keyif alabilmeniz için.

Shameless, 2011 yılında yayın hayatına başladı. İlk bölümünden son bölümüne kadar da birçok üst düzey dizi eleştirmeninden iyi notlar aldı. Dizinin fedakar ve bir o kadar da çapkın ablası Fiona, ailenin zeki çocuğu Lip, eşcinsel ve aynı zamanda tıpkı annesi gibi bipolar olan Ian, bıçkın ve bir o kadar da zorba bir velet olan Carl, büyüdükçe iticileşen ve izleyiciyi krizlere sokan Debbie, henüz bir bebek olan fakat babası tarafından tam bir Gallagher olarak yetiştirilmekte olan Liam… Ve Frank. Frank’i anlatmak inanın kolay değil. En azından benim için. “Ayyaş, utanmaz, çocuklarını dahi umursamayan bir insan artığı” olarak tanımlanabilir. Ancak Frank bu tanımlardan çok daha fazlası. Tıpkı diğerleri gibi. Karakterlere detaylı olarak değineceğim ileride.

Bu söylediğim belki size şaşırtıcı ve mantıksız gelecek. Ancak Shameless benim açımdan rahatlatıcı etkisi de bulunan bir yapım. Hepimizin hayatında belli başlı korkuları, çekingenlikleri, tabuları mevcuttur. Şahsen ben Shameless izlerken bunları unutuyor ve gevşiyorum. Çünkü Shameless bu gibi durumlara bir başkaldırı aynı zamanda. Yani hayatlarındaki dramalara bir başkaldırı. Aile üyeleri ve onların yakın dostları V ile Kevin o kadar kaygısız, özgür ruhlu, “utanmaz” insanlar ki, ağır bir anksiyete hastası olan ben dahi onları seyrederken rahatlıyorum ve sanırım bir nebze de imreniyorum. Dizi bir drama olduğu kadar, bir komedi dizisi de aynı zamanda. Tam tersi de söylenebilir, başlıkta da belirtildiği gibi, dibine kadar marjinal ve kişilikleri ruh hallerine göre değişen karakterler görmek istiyorsanız, Chicago’nun varoşlarından kopma Shameless tam size göre.

 

Kahrolası Gallagher ailesine ve komşularına bir göz atalım; 

 

Ailenin alkolik babası, Frank Gallagher!

Üstte de dediğim gibi Frank’i tanımlamak basit. Ama aslına bakacak olursanız, Frank sadece birkaç kelime ve kalıp ile özetlenip geçilecek bir karakter değil. Frank ayyaş bir utanmaz’dan çok daha fazlası. Tabii ki bu iki tanımı da sonuna kadar hak ediyor. Frank’in geçmişine baktığımızda Üniversite okuyan sıradan bir gençken, hayatının aşkı Monica ile tanışınca tüm hayatı baştan sona değişiyor. İlk uyuşturucusunu Monica ile alıyor, ilk seksini Monica ile yapıyor, ilk alkol komasına Monica ile giriyor. Tabii çocuklarımızın annesi ve Frank’in de tek aşkı olan Monica, biseksüel bir bipolar olduğundan dolayı Frank’i defalarca terk edip gidiyor. 

Fakat durum kesinlikle bundan ibaret değil! Frank’in durumu bir mecburiyet değil aslında. Yani, “Aa bak kadın adamı böyle etti.” diyebileceğimiz bir durum gerçekten yok, diziyi güncel takip edenlerin bileceği gibi. Bir seçim aslında bu. Çünkü Frank, bir şirketin müdürlüğünden soygunculuğa, insan kaçakçılığına, uyuşturucu satıcılığına kadar her işin altından kalkabilecek kadar kurnaz, zeki ve becerikli bir adam. Üstesinden gelemeyeceği hiçbir şey yok. Ama o, hayatını böyle yaşamayı seviyor; çocuklarını dahi ne yerler ne içerler diye kontrol etmeden, orada burada alkol komasından sızıp kalarak günlerini geçirmek Frank’e daha iyi geliyor. Yani Frank’in hayatı kesinlikle bir drama değil, hatta tam tersi bile diyebiliriz. Frank, bu sefilliği hayatının şarkısı haline getirmiş vaziyette. Öyle ki, politikacıların kendilerini düzmeye çalıştıklarının farkında. İşine nasıl gelirse öyle bir adam. Kimi zaman bir homofobik, kimi zaman bir eşcinsel, kimi zaman bir anarşi yanlısı, kimi zamansa muhafazakar bir Cumhuriyetçi (Trump’ın partisi oluyor yani). Yeri geldiğinde bir ırkçı, yeri geldiğinde duyarlı bir vatandaş. Özetle Frank Gallagher, anlatılmaz yaşanır diyebileceğimiz türden bir insan. Frank Gallagher kesinlikle apayrı bir karakter!

 

Ailenin fedakar ve bir o kadar da “Gallagher” ablası; Fiona!

Fiona; ailenin, özellikle de kardeşlerinin her şeyi. Ablası, annesi, babası, velisi… Aklınıza ne gelirse. Sorumsuz bir anne babaya sahip olan Fiona, kardeşlerini elleriyle büyüttü. Ancak Fiona’yı farklı yapan, kendisinin tüm bunları yetişkinken yapmamış olması. Henüz 10 yaşında bir kız çocuğuyken Debbie’nin bitlerini ayıklıyordu, babası alkol komasından sızmışken onu içeri taşımaya çalışıyordu ve bir lise öğrencisiyken Liam doğduğunda altını o temizliyordu; annesi Monica ya da babası Frank değil. Peki Fiona bir melek mi? Kesinlikle hayır. 

Yukarıda yazdıklarım size “Vooov!” dedirtmiş olabilir. Ama unutulmamalı ki Fiona bir “Gallagher!” Yani rezillik onun da kanında bir nebze var. Fiona’nın çapkın ve seks düşkünü bir kadın olduğu rahatlıkla söylenebilir. Bunu ilerleyen zamanlarda daha iyi anlayacaksınız. Ve dediğim gibi, Fiona bir melek değil. Ailesiyle yaşadığı bu hengamenin arasında kusursuz bir şekilde iyi kalması elbetteki çok saçma olurdu. Onun da patlamaları, yaptığı korkunç hatalar, rezillikler, iğrençlikler yeri geldiğinde kardeşlerine dahi acımadığı durumlar oluyordu. Aynı zamanda Fiona babası kadar zeki bir kadın, onun kadar becerikli ve yine tıpkı onun gibi altından kalkamayacağı iş neredeyse yok.

 

Bipolar bir gey, Ian Gallagher!

Ailenin en problemli üyesi Ian’dır sanırım. İşleri batırma konusunda ablası Fiona kadar iyi. Tabii en az onlar kadar yetenekli ve zeki. Ve yine en az annesi kadar çılgın ve cesur. Ian homoseksüel bir bipolar ve bunu sonuna kadar yaşamayı tercih ediyor. Ian için pek çok şey söylenebilir ama kesinlikle korkak tanımı bunlardan biri olamaz. Gelen tüm baskılara rağmen, hatta başta ağabeyi Lip’in onu değiştirme çabalarına rağmen yılmıyor. Gallagher adına yaraşır şekilde kendi istediği gibi yaşıyor ve kendisine kim karşı çıkmaya çalışırsa çalışsın dimdik karşısında duruyor, henüz 15 yaşlarında bir çocukken bile. Ama Ian’ı sadece gey ya da bipolar diye anlatmak yanlış olur. Çünkü Ian zaman zaman kişiliğine aykırı, karaktersiz davranışlarda bulunsa da, inandığı şeyler üzerine savaşmaktan ve kendi gibi olan insanlara yardım etmekten geri durmayan birisi. İyi bir dost ve kardeş olduğu da es geçilmemeli.

 

Onda her numara var; “White boy Carl!”

Ian’dan sonra ruh hali en değişkin Gallagher, Carl olabilir. Ailesine karşı saygılı ve iyi, hatta eşcinsel ağabeyini desteklemekten de geri durmasa da Carl, okulundaki çocukları sıkıştıran zorba bir gangster özentisi. Yani Carl’a yakın olan insanlardan birisi değilseniz, kesinlikle korkunç bir velet. Tıpkı ağabeyleri, annesi ve ablası kadar cesur olsa da, babası kadar yetenekli ve zeki olduğunu söylemek yanlış olur. Carl kesinlikle rezil bir yaratık değil fakat iyi bir insan da diyemeyiz. Aslında hiçbir Gallagher için bunu söyleyemeyiz ama Carl zorbalıkları, suça meyilli olması, gangster özentiliği ile bir iki tık daha sıyrılıyor aile üyelerinden. Fakat Carl biraz önce dediğim gibi, ruh hali değişken ve sevdiklerine karşı melek gibi olabilen birisi. Yani bir bakmışsınız Carl iyi aile çocuğuna dönmüş de olabilir, arkanızı döndüğünüzde ise uyuşturucu satarken bulabilirsiniz onu. Beyaz oğlan Carl, kesinlikle baş belası bir velet, bu su götürmez bir gerçek.

 

Pis Ergen, Debbie Gallagher!

Ah Debbie ah. Küçüklüğünde ne de sevimli bir çocuktun, altın gibi bir kalbin vardı. Annene yalvarışların hala kulaklarımda. Ama gel gör ki kız, ergenlik sürecinde gerçekten evrim geçiriyor. Çekilmez, gıcık, iğrenç bir ergene dönüşüyor. Kendisine yardım eden insanlara dahi onlara ihanet ederek karşılık veren Debbie, kesinlikle ailenin en nefret ettiğim üyesi! Böyle bir değişim olamaz! Debbie için söylenebilecek tek iyi şey, henüz on beşine gelmeden kucağına aldığı çocuğuna olan sevgisi olabilir. Gerçi o Cersei Lannister’da da var. Neyse ki Debbie henüz genç, daha yaşı on sekiz. Kendisini düzeltmesini, çocukluğunda olduğu gibi sevimli olmasını umut ediyorum, ediyoruz.

 

Ailenin geleceği en parlak, en zeki, en çapkın üyesi; Philip Gallagher!

Lip. Dizi hayranlarının en sevdiği aile üyesi Lip’dir sanırım. Başlıkta da belirttiğim gibi son derece zeki, çalışkan, çapkın ama bir o kadar da… ne yazık ki bir Gallagher. Kanlarında var sanırım. Okulda derslerinde bir numara, çok zeki, çalışkan. Ama rahat durma konusunda çok başarısız bir genç. Daha genç yaştayken para karşılığı başkalarının sınavlarına giriyor, alkolden dolayı hastanede yatıyor, ot çekiyor, sigara içiyor. Üstelik dolandırıcılıkta da babası kadar yetenekli olduğunu pek çok kez gösteriyor. Peki Lip sadece bunlardan mı ibaret? Tabii ki hayır. Lip, eşcinsel ve bipolar kardeşi Ian’ı başlarda değiştirmeye çalışsa da, sonuç alamayınca onu sonuna kadar destekleyen bir ağabey. Kardeşlerine karşı, özellikle Laim ve Ian’a karşı olan sevgisi hat safhada. Lip için iyi bir insan diyebilir miyiz bilemiyorum ama, çok iyi bir ağabey diyebiliriz.

 

Monica…

Monica için kısaca şunu söyleyeyim, Frank’den daha beter bir ebeveyn. Tıpkı oğlu gibi bipolar bozukluk hastası ve biseksüel bir kadın. Çocuklarını terk edip orada burada ot çeken, hırsızlık yapan, yeri geldiğinde kendisi pazarlayan… Artık Frank ile birbirlerini nasıl bulmuşlarsa bulmuşlar. Frank’den başkasını hak etmiyor kesinlikle. Ama o ailesini sevmiyor değil, aslında onları seviyor. Fakat bipolar hastalığı ve kişiliği gereği bir yerlerde sabit durup çocuklarına bakmak ona göre değil. Aşırı özgür ruhlu ve cesur bir kadın. Tabii bunlar kesinlikle Monica’nın rezil bir anne, rezil bir eş ve rezil bir insan olduğu gerçeğini değiştirmiyor.

 

Liam Gallagher

Frank ve Monica’dan nasıl çıktı bu çocuk hiç bilmiyorum, diziye henüz bir bebek olarak başlayan Liam, babası tarafından tam bir Gallagher olarak yetiştirilmekte. Ama onun da kendine has bir tarzı, karakteri var. Kesinlikle ne Monica’ya, ne de Frank’e tam anlamıyla çekmiş birisi. Var ol Liam!

 

Fiona’nın en yakın arkadaşı, V!

Dizideki en iyi, en muazzam, en kaçkın ikiliyi birisi bana soracak olursa şayet, kesinlikle V ve Kev ikilisini söylerdim! V, webcam ile internet alemindeki- nasıl denir, sapkınları diyelim -sapkınları hedef alıp onların parasını yiyen bir kadın olarak karşımıza çıkıyor. Ama onun gönlü her zaman birlikte yaşadığı eşi Kevin’da. Kev, müthiş bir adam ve ikisi birbirini çok seviyor. Fiona’nın her zaman en yakın dostu olan V, tam bir güney yakalı. Cesur, sert ve edepsiz bir kadın. Şahsen benim dizide en sevdiğim karakterlerden biri.

 

Soy adının hakkını sonuna kadar veriyor, Kevin Ball!

Ve gelelim Kev’e. Kev bir tanedir. Doğal antidepresan, izleyenler anlayacaktık tıpkı Gintama’daki Zura karakteri gibi. Kesinlikle muazzam bir herif! İyi bir dost, iyi bir baba, iyi bir eş. Bunlar söylenebilir Kevin hakkında. Ama kesinlikle zeki biri olduğu söylenemez. Biraz alık, avel. Yine de o bir tane, dizideki en sevdiğim karakter ve neşe kaynağım. Var olsun!

 

Özetleyecek olursak…

Shameless, aykırılık seven izleyici için iyi bir seçenek. Ama benim şahsi yorumum, aynı zamanda rahatlatıcı da bir dizi. Hepimizin hayatındaki korkuları, utançları ve tabuları güzel bir biçimde alaya alan, özgürce yaşayan karakterler içeriyor ve bu da insanı bir nebze olsun rahatlatıyor. Müzikleri kaliteli, oyunculukları muhteşem bir yapım. Aynı zamanda iyi bir drama dizisi de. Çok kaliteli replikleri var bu konuda. Tavsiyem en azından bir iki sezon şans vermeniz efendim. Sağlıcakla kalın.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 14 Kasım 2018 — 17:04
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up