UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları

Öncellikle Harry Potter serisinin hiçbir kitabını okumadığımı söylemem gerek. Filmlerini çok sevsem de bir hayranı olduğumu söyleyemem. Ve açıkçası Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları filmi de çok ilgimi çekmiyordu. Peki neden izlemeye gittin diyecek olursanız; daha önce hiçbir Harry Potter filmini sinemada izlememiş birisi olarak neden olmasın dedim. Geç olsa bile popüler kültürü böyle etkileyen bir yapımı sinemada izlememek olmazdı. Bende 9:25 seansına biletimi alıp, Imax kalitesinde izleyebildim. İzledikten sonrada kendi çapımda inceleyip sizlerle deneyimimi paylaşmak istedim. Unutmadan incelemede spoiler olacak!

Genel Değerlendirme

Fantastik Canavarlar: Grindelwald’ın Suçları çok kötü bir film değil ama iyi bir film olmaktan da bayağı bir uzak. Bunun başlıca sebeplerinden birisi Jack ve Queenie gibi karakterlerin ikili ilişkilerine gereksiz odaklanması. Hikâyeye bir şey katmadığı gibi filmin akışını da kötü etkilemiş. Tamam Jack bir muggle ve büyücülerin dünyasına verdiği tepkiler yer yer eğlenceli olabiliyor, özellikle ilk filmde keyif almıştım bu durumdan. Biz nasıl bu seriye hayranlık ve sevgi duyuyorsak o da büyü dünyasına duyduğu hayranlıkla bizi temsil ediyor gibiydi. Fakat bu filmde ise sırf karakteri göstermek için Queenie ile önce aşırı derecede saçma bir şekilde kavga ediyorlar. Sonra muggle Jack, Queenie’yi kurtarmak için Fransa’ya gidiyor, muggle karşıtı büyücülerin arasında dolaşıyor ve kimse fark etmiyor bile. Üstüne üstlük Queenie’nin, Grindelwald’ın saflarına katılmasıyla geri zekalıca klişe bir dram oluşturmaya çalışmışlar.

Jack ve Queeni’nin ilişkisini göstermek yerine üstüne düşebilecekleri birçok karakterler vardı. Üstelik birçoğu da ilk kez bu filmde gördüğümüz karakterler. Fakat sırf gereksiz kişilerin ikili ilişkilere bu kadar odaklandıkları için filmde bir sorunumuz daha ortaya çıkıyor; karakterlerin yüzeysel bir şekilde ele alınması. Daha doğrusu izleyiciye doğru bir şekilde aktarılamaması. Burada Dumbledore ve Grindelwald ikilisini biraz ayrı tutuyorum. Bu film açısından bakarsak ikilinin ilişkisine yeterli vakit ayırsalar da Grindelwald’ın yeteri kadar sahne aldığını düşünmüyorum. Özellikle o efsane girişten sonra filmin geri kalanında tamamen etkisiz eleman durumunda kalıyor. Filmin ismine Grindelwald’ın Suçları yerine keşke başka bir şey deseydiniz. En azından insanlar bu kadar beklentiye girmezdi. Yine de kötü adam olarak Grindelwald’ın çizdiği portreyi beğendim. Voldemort ile kıyaslayacak olursam, açıkçası Voldemort bana asla çok iyi bir kötü karakter imajı vermedi. Daha çok saplantılarının kölesi olmuş ezik bir karakter gibi geliyordu. Grindelwald ise belki onun kadar korkutucu bir isim değil ama filmdeki amacı bana daha makul gözüktü.

Yukarıda bahsettiğim durumu Nagini ve Credence karakterlerinde de görüyoruz. Nagini’nin geçmişinden yine biraz bahsettiler ve benim için yeterli geldi ama sırf bir karakteri sonraki filmlere saklamak için geçmişinden son sahnede bahsetmek çok ucuz bir hareket olmuş. Üstelik film boyunca hikayeye hiçbir şey katmayan bomboş olay örgüsü oluşturmuşlar bunun için. Cidden Credence neden geçmişini aradı, hikayeye Leta Lestrange’nin geçmişinin açıklanması dışında ne kattı, hiçbir şey anlamadım. O geçmişe dair de zaten tek güzel şey Hogwarts’ın gösterilmesi oldu. Onun dışında yaşananların hiçbiri izleyiciye geçmiyor. Filmin sonunda kendini feda etmesiyle Newt’in anca o şekilde tarafını seçmesi aşırı klişe ve basit olmuş. Film boyunca ne bir karakter gelişimi görüyoruz ne de hikayenin gelişimi. Ne varsa filmin sonuna dayamışlar. En azından Newt ile Theseus arasındaki kardeş ilişkisini işleyebilirlerdi. Fakat onu bile Leta’nın ölümüne bağlamışlar. Üstelik tipleme olarak birisi bakanlığa karşı asi kardeş iken diğeri bakanlık için çalışan, daha geleneklere bağlı birisi. Yani işlemesi zor tipler değil sadece biraz vakit ayırmak yeterli olacaktı.

Tüm bu sıkıntıların çıkmasının asıl sebebi ise maalesef J. K. Rowling’in iyi bir yazar olmasına karşın kötü bir senarist olması. Bize sunmak istediği hikâyeyi sanki kafasında toplayamadığı için senaryo tembelliklerine kaçtığını düşünüyorum. Sırf hikâye ilerlesin diye karakterler arası gereksiz bağlantılar kurması hikâyeyi durağan bir yapıya sokmuş. Üstüne karakterleri bize anlatmak yerine sanki kitabın bir sonraki bölümüne saklar gibi saklamış. Bunun sonucunda da ortaya; karakterlerin izleyiciye aktarılamadığı, karman çorman bir iş çıkmış.Tabii bunda kurgunun kötü olmasının da etkisi var. Senaryo zaten karışıkken sen neden yönetmen olarak iyice içine ediyorsun ki filmin? Sanki filmden birçok sahne çıkartılmış gibi birbirlerinden bağımsız sahnelere birden bire geçiş yapıyoruz. Hâlâ David Yates gibi bir yönetmen Harry Potter evreni ile ilgili bir film çekebilir ki? Yani bu adama yönetmen koltuğunu vermek için insanın akıl tutulması geçirmesi gerekiyor. Daha önceki filmlerinden hiç mi ders çıkarmadınız?

Tüm bunların aksine filmdeki oyuncuların performansını beğendim. Jude Law’ı çok kısa görsek bile şimdiden genç Dumbledore imajını veriyor. Johnny Depp’i Grindelwald olarak beğensem de karakteri tam potansiyelde kullanamadıklarını düşünüyorum. Halbuki filmin açılış sahnesinde büyük umutlar verdiler. Fakat daha önce dediğim gibi karakteri biraz arka plana atarak tadı damağımızda bıraktılar. Zoë Kravitz, Ezra Miller, Eddie Redmayne ve Callum Turner hatta daha saymadığım diğer oyuncularda gayet iyiydi.

Şu film hem senaryo hem kurgu olarak keşke biraz daha toplu olsaydı. Harry Potter evrenine ait en iyi filmlerden birisi bile olabilirdi. Fakat artık korkaklık yapıp, ne varsa sonraki filme saklamaktan mı bilinmez film ”ben geçiş filmiyim” diye bağırıyor.

Her Şeye Rağmen İzlemeye Değer Mi?

Genel olarak insanların düşündüğü kadar kötü bir film olarak görmüyorum ama gerçekten de büyük bir Harry Potter fanı değilseniz, her ne kadar bu lafı söylemeyi sevmesem de sinemada izlemeye gerçekten değmez. Gitseniz pişman olmayabilirsiniz fakat 35 lira gibi meblağ ile bu filmden daha güzel bir 134 dakika geçirebilirsiniz.

Pek sanmıyorum ama umarım bu filmden ders çıkarabilirler. Gerçi koşulsuz bir şekilde her filmine gidecek fanlarını düşününce bu iş zor. Tek beklentim sonraki filmde daha derli toplu bir film sunmaları. Bu, sırf beni değil eminim genel izleyici kitlesini de memnun edecektir.

PUAN: 6.5/10

 

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 18 Kasım 2018 — 19:54
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up