Duyguyu İzleyiciye Aktarma Konusunda Çığır Açan 4 Romance Anime

Selamlar. Küçük yaşlardan bu yana fantastik kurgunun her türlüsüyle iç içe olan benim için, “romance” diye tabir ettiğimiz romantizm serileri pek ilgi çeken bir tür değildi. En azından geçen seneye kadar. Bu tür epey seçici davranılması gereken bir tür, ancak Japonlar bu konuda çok iyi, ortalamanın epey bir üstündeler. Bendeniz, bu naçizane yazımda sizlere kendi açımdan türün en duygu yüklü, kendimce en kaliteli bulduğum serilerini aktarmaya çalışacağım. Aralarından bazıları sadece “romance” olarak değil, kendi içinde dram ve psikoloji olarak da üst düzey seriler.

 

Violet Evergarden

Tür: Drama, Yaşamdan Kesitler, Romantizm
Mal Puanı:
 8.59
Bölüm Sayısı:
13
Yapım Yılı:
 2018

Bir anı oyuncağı, aynı zamanda bir silah…

Violet… Ya da öncesinde adı her neyse. O epeyce arada kalmış bir genç kız. Kendi içinde kaybolmuş, kendini arayan bir genç kız. Savaşların bir çok insanın kaderini belirlediği bir dönemde doğan Violet, militarist güçler tarafından bir “silah” olarak, bir ölüm makinesi olarak yetiştirilir. Öyle ki en namlı savaşçılar bile karşısında hiçbir şey yapamaz küçük yaşına rağmen. Henüz daha ergenliğe bile girmeden aldığı canın haddi hesabı olmayan bu küçük kız için, ünlü bir aileye mensup Donanma kaptanı Diefried Bougainvillea’nın gemisinde geçen savaş, bir dönüm noktası olacaktır. Kardeşi Gilbert’a nazaran epey sert yapıda ve zalim olan Diefried’ın mürettebatındaki neredeyse tüm askerleri öldüren Violet, en sonunda durdurulur ve esir düşer. Ancak kaptan kızı öldürmek yerine onu, kara kuvvetlerinde görevli kardeşi Gilbert’a hediye olarak sunar. Bu olay, Violet’in hayatındaki belki de en önemli an ve karşılaşmadır. Çünkü Gilbert diğer karşılaştığı insanlardan farklı olarak ona olduğu gibi muamele eder; yani küçük bir kız çocuğu gibi. Violet’in tüm dünyası olmayı başaran Gilbert, bir kale baskını sırasında Violet’in hayatını kurtarıp kendisi yıkıntıların altında kalır ve cesedi bile bulunamaz. Tüm dünyası başına yıkılan Violet için artık yaşamanın anlamı kalmaz. Ama bir cümle, komutanın ölmeden önce ona söylediği tek bir cümle… Onun anlamını öğrenmek ister. “Sana aşığım.”

Çok iyi bir dram serisi olan, slice of life türünün de hakkını başarıyla veren bu anime kesinlikle puanını hak ediyor. Bazı bölümler konuyla alakasız gelebilir, ancak unutulmamalı ki bu “Slice of Life” yani yaşamdan kesitler sunan bir seri. Ayrıca bu bölümlerin her biri Violet’in gelişimi için kesinlikle önemlidir. Violet’in asker kimliğini tamamen kaybetmemesi ve metalik koluna uyum sağlama süreci seride en beğendiğim noktalardan ikisidir. Çünkü geçmişinden tamamen kopsaydı ve çok çabuk yeni birine dönüşseydi bu saçma olurdu, seri bu süreci gayet güzel işliyor. Karakter gelişimleri gayet yerindeydi yani. Şahsen ben gerek karakter, gerek hikâye, gerek dram, gerekse de Animasyon/OST yani teknik detaylar konusunda tatmin oldum.

Kişisel puanım: 8.34
Öne çıkan yanı: Karakter gelişimleri.

 

Ano Hi Mita Hana no Namae wo Bokutachi wa Mada Shiranai

Kısaca; Anohana

Tür: Doğaüstü, Yaşamdan Kesitler, Dram, Romantizm
Mal Puanı:
 8.53
Bölüm Sayısı:
11
Yapım Yılı:
 2011

Anohana, izlediğim okuduğum seriler arasında en iyi opening ve ending’e sahip olan seri olabilir. Karakterlerinin tümünün ayrı ayrı kusurları olmasına rağmen, hepsine çok ısınmıştım. Jintan, Menma, Yukiatsu, Poppo, Tsuruko, Anaru… Bir arkadaş grubu, ekibin en safı, en tatlısı ve kıymetlisi Menma’nın ölümüyle dağılır. Ve aradan geçen 10 yıl sonrasında neredeyse hepsinin karakteri büyük ölçüde değişir. Çünkü hepsinin bir türlü aşamadığı özlemleri, pişmanlıkları, kıskançlıkları vardır. Tabii yaşları küçük olduğundan bu karakter değişimleri normal, ancak burada durum biraz farklı. Ekibimizin lideri, hareketlisi, bıçkın çocuğu Jintan yani Yadomi, Japonların “hikikimori” dediği, asosyal, içine kapanık, video oyunlarından başka bir şeyle ilgilenmeyen, okula dahi gitmeyen çevresinin “loser” olarak adlandırdığı bir tipe dönüşmüştür. Çocukluk aşkı yerle bir olmuştur ve geriye pişmanlık ve özlemden başka bir şey kalmamıştır, haliyle en yakın arkadaşlarını da kaybetmiştir. Anaru ise… Hani hepimizin okul hayatında olmuştur ya, böyle çevresi geniş, sürekli konuşan, dedikodu yapan tiki kızlar. Hah işte, onlardan birine dönüşmüştür. Ekibin neşeli ismi Poppo ise motorunu alıp dünyayı dolaşmaya başlamıştır. Gelelim Tsuruko ve Yukiatsu’ya. En yüksek puanları alıp, en elit okullara giden ikili, arkadaş grubu arasında birbirinden kopmayan tek ikili. Tabii buna kopmamak denirse. Karakterleri tamamen değişir ve ikisinin de önemsediği şeyler; dersleri ve karşılarındakinin sosyal statüsü olmuş durumdadır. Her konuda oldukça başarılı ve burnu havada bu ikiliye başlarda gıcık olabilirsiniz. Ancak ben tüm ekibe bir şekilde ısınmıştım. Bu artık birbirinden kopmuş, her an birbirini yemeye hazır ekip eski bir dostun dileğini gerçekleştirmek üzere tekrar bir araya gelecektir…

Kesinlikle şans vermeniz gereken serilerden birisi. Bazı şeyler çok detaysız geçiliyor, özellikle serinin ismi ile konunun alakası sizi biraz gıcık edebilir, şahsen beni etmemişti ve güzel bulmuştum. Ancak herkes aynı tepkiyi vermeyebilir, bunu da saygıyla karşılarım. Konunun başında dediğim gibi bu serinin rakiplerine oranla en önemli kozu kesinlikle müzikleri. Tabii ki farklı artıları da yok değil, zaten öyle olmasa takdir edersiniz ki önermezdim. İnsanın içini ısıtan karakterlere ve romantizm anlayışına sahip, özellikle kavuşamamayı ve kıskançlık psikolojisini güzel özetliyor ve bunu aşırı arabeske bağlamadan, ince ince yapıyor. Karakterlerin gelişim süreci ise 10-11 bölümlük bir animeye göre gayet iyi veriliyor.

Kişisel puanım: 9.30
Öne çıkan yanı: Müzikleri ve karakterlerin gelişim süreci.

 

Koe no Katachi

Tür: Dram, Yaşamdan Kesitler, Romantizm
Mal Puanı:
 9.03
Bölüm Sayısı:
1 (Film)
Yapım Yılı:
 2016

Duyma engelli fakat hayata karışmak isteyen, karşılığında ise akran zorbalığına maruz kalan küçük bir kız. Aslında çok kötü olmasa da sırf garipsediği için bu küçük kızın hayatını cehenneme çeviren küçük bir oğlan çocuğu olan Ishida. İşitme cihazlarının kırılmasına ve Nishimiya’nın başka okula geçmesine kadar giden bu süreç, her iki taraf için de kötü sonuçlanır, özellikle de Ishida için. Yaptığı zorbalıklar neticesinde çevresinden dışlanan, kırdığı işitme cihazlarının parasını ödemek için çalışmak zorunda kalan Ishida için hiçbir şey eskisi olmaz. Hem kendi içinde bitmiştir, hem de arkadaşlarının gözünde. Bir noktadan sonra yaptığı zorbalıklar kendisine döner. Kendi silahının tadına bakar yani bir nevi. Ve karakteri öyle bir değişir, öyle bir pişman olur ki… Konunun başında dediğim gibi, Ishida aslında hiçbir zaman çok kötü bir çocuk değildi. Sadece ilgi çekmek için yaptıkları ve yaptığı şeylerin de ilk başlarda çevresi tarafından onaylanması onu bu noktalara getirmişti. Küçük çocuklar sanılanın aksine epey acımasız olabiliyor, tabii bu da bir etken. Yaptığı her şeyden derin pişmanlık duyan ve psikolojisi alt üst olmuş Ishida, yaptığı hataları telafi etmek için elinden geleni yapar.

Başlıkta belirttiğim duygu yansıtma işini en iyi yapan serilerden birisi. Puanını kesinlikle hak ediyor. Sanırım psikoloji, dram, yaşamdan kesitler, duygu yansıtma… Her konuda çok iyi bir seri. Aklıma puan kırabileceğim bir nokta gelmiyor. Tamam en sevdiğim seri değil ama, en kusursuzu. Bu animenin şanssızlığı ise Kimi no na Wa ile aynı dönemde çıkmış olması sanırım. Bu sebeple o kadar popüler olamadı.

Kişisel puanım: 9.70
Öne çıkan yanı: Her konuda epeyce iyi buldum. (Siz yine de fazla hype yapmayın.)

 

Shigatsu Wa Kimi No Uso

Tür: Dram, Müzik, Romantizm, Shounen
Mal Puanı:
 8,87
Bölüm Sayısı:
 22
Yapım Yılı:
 2014

Dahi bir çocuk piyanist ve despot annesi…. Aslında Arime Kousei’nin dahiliği biraz annesine olan sevgisinden kaynaklanıyor. Öyle ki, o ölünce notaları dahi duyamaz hale geliyor ve zaten bozuk olan psikolojisi daha da bozuluyor. Sanırım giriş sebebiyle seri size biraz depresif olarak geldi. Ancak tam tersi, hem dramı, hem komediyi, hem aşkı, hem de müzikal rekabeti çok güzel, yerinde veren bir seri. Kaori… Hırçın, hayat dolu, çok tatlı, bir o kadar sert… Tarif edilemez bir kız çocuğu. Tabii ki bu özellikleri kahramanımız Arima Kousei’nin hayatını da epey etkiliyor, hatta epey bir değiştiriyor. En önemlisi, Kaori’nin müzisyen ruhundan etkilenen Arima Kousei için hiçbir şey onunla tanıştıktan sonra aynı olmaz. İkilinin yakın dostları Tsubaki ve Watari’de bu uyumsuz, bir o kadar şirin ikiliye eşlik ediyor. Benim sadece romantizm değil, direkt olarak shounen türünde de ilk beşime alabileceğim bir yapım.

Başlıkta belirttiğim duygu yansıtma işini en iyi yapan serilerden birisi. Benim en sevdiğim serilerden biri olmasının en büyük sebebi sadece romantizm yapmaması, işin içinde tatlı bir rekabet ve çok kaliteli bir aile dramı bulunduruyor. Kousei’nin annesi ile ilişkisi gerek animesinde, gerekse mangasında çok gerçekçi yansıtılmış ve bir shounen anime için epey sarsıcı olmuş. Bunlar dışında; dediğim gibi, bu seriyi nasıl tarif etsem bilemiyorum.

Kişisel puanım: 9.80
Öne çıkan yanı: Mükemmel müzikleri, çarpıcı aile dramı ve karakter gelişimi.

 

Yazımızın sonuna gelmiş bulunuyoruz. Okuduğunuz için teşekkürler. Ve de malum önümüz yeni yıl, hepinize mutlu yıllar dilerim.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 24 Aralık 2018 — 12:50