Devil Within: Son Virajda Yoldan Çıkan Bir Çizgi Roman

Görselliği ve kapak çizimleriyle ilgimi çekmeyi başaran 4 sayılık Devil Within adlı korku türündeki bu çizgi romanı inceledim. Çıtayı yükselterek ilerlerken son anda aşağı düşen Devil Within hakkındaki detayları bu yazıda bulabilirsiniz.

Devil Within #1-4

Yazar: Stephanie Phillips
Çizer: Maan House
Renklediren: Dee Cunniffe
Yayımcı: Black Mask Studios

Konusu Nedir, Neler Anlatıyor?

Michelle ve Samantha, Filipinler’de eski bir eve taşınan yeni nişanlı bir çifttir. Rahat bir şekilde aşklarını yaşamak istedikleri bu evde Michelle’in başına çok tuhaf olaylar gelmeye başlar. Aynadaki yansıması kendisinden bağımsız olarak korkunç bir şekilde hareket eder, bazı hayaletler görür ve tuhaf sesler işitir.

Samantha ise hayaletlere ve bu tarz şeylere inanmayan birisi olduğu için bu durumu fazla önemsemez fakat daha sonra ortaya çıkan gerçekler bu durumu artık bir önemsiz bir şey olmaktan çıkarır.

Michelle ve Samantha’nın içinde bulundukları durumu anlayıp kurtulmaya çalışmaları çizgi romanın konusunu oluşturuyor. Bundan sonraki kısımda hikayenin biraz detayına gireceğim. Spoiler konusunda uyarıldınız.

Samantha’nın hayaletlere inanmama konusundaki düşünceleri gördüğü şeylerden dolayı yavaş yavaş değişmeye başlar. Michelle’i tuhaf bir halde görür ve daha sonra henüz boşaltılmamış kutuların arasından eski bir fotoğraf bulur. Bu fotoğrafta şu an yeni taşınmış oldukları evi görür ve evin önünde de bir aile durmaktadır. Bu aile Michelle’in ailesidir.

Samantha, Michelle’i yeteri kadar tanımadığını fark eder ve bu durumu araştırmaya başlar. Ufak bir araştırmanın ardından Michelle’nin erkek kardeşinin çocukken kaybolduğunu ve bu durumun ardından annelerinin de delirerek hastaneye kapatıldığını öğrenir.

Michelle’in, Samantha üzerinde yaptığı manipülasyon işe yarar ve ikili tekrar bir araya gelir. Samantha’nın bir gece gördüğü rüyanın ardından ise gerçekler ortaya çıkar. Michelle, kardeşiyle saklambaç oynarken arkasından yaklaşarak bir taşla kafasına vurarak öldürmüş ve ardından oyun oynadıkları evin bahçesine gömmüştür. Aynı kaderi Samantha da yaşamak üzereyken son anda kurtulur ve işler tersine döner. Kısa bir mücadelenin ardından Samantha, kendini korumak için Michelle’i öldürmek zorunda kalır.

İnceleme: Okumaya Değer mi?

Maalesef bu sefer evet diyemeyeceğim. Her ne kadar klişeler silsilesi olarak ilerlese de okuyucuyu yormadan bir şekilde kendisini okutmayı başaran Devil Within, son sayısıyla birlikte büyük bir düşüş yaparak ilk üç sayıyı da ziyan ediyor.

Perili bir ev hikayesi gibi başlayan bu çizgi roman ilerleyen sayılarla birlikte Michelle’in yarattığı bir kabusa dönüşüyor. Fakat bu dönüşüm beraberinde bazı sorunları da getiriyor.

Hikayenin ne ile ilgili olduğunu açıkçası ben anlamadım. Michelle’in kardeşine bakarsak, hayaletli bir ev olduğunu söyleyebiliriz. Fakat Michelle’e bakınca da mental sorunları olan birinin işlediği cinayetleri ve zaman zaman kendisini kaybettiğini söyleyebiliriz. Sorun şu ki net bir şey söylemek imkansız. Son sayıda Samantha, Michelle’i öldürmesinin üzerinden bir ay geçince aynadaki yansımasının da korkunç bir hal aldığını görüyor. Peki ya bu ne anlama geliyor? “Devil Within” ile kastedilen şey insanların içinde bulunan kötülük sanırım ve Michelle’in içinde bulunan kötülük de kendisinin öldüren Samantha’ya geçiyor. Bundan daha mantıklı bir açıklama düşünemiyorum.

Yaşlı bir cadıyı ziyaret etmeleri, belli ki pek de önemli bir şey değilmiş. Çünkü bu cadının Samantha’yı uyarması ve eline bir şey tutuşturmasının hikayeye hiçbir katkısı olmuyor. İşte yukarıdaki paragrafta söylemek istediğim şeye bir örnek de bu olabilir. Hikayede tam olarak ne olup bittiği belli değil.

Michelle’in kardeşini bahçeye gömmesi ve bu durumun şimdiye kadar fark edilmemiş olması başlı başına bir saçmalık. Çocuğu arayan ekiplerin hiçbir şekilde bir ipucu bulamamış olmasının mantıklı bir açıklaması yok. Ve Michelle bu cinayeti neden işlemiş? İçinde her zaman bir kötülük mü var? Zaman zaman bir şekilde ele mi geçiriliyor? “Devil Within” isminden dolayı yukarıda yaptığım açıklama tekrar aklıma gelen ilk şey oluyor.

Çizgi romanın en büyük sorunu kesinlikle olay örgüsünde yatıyor. Olaylar arasında yeteri kadar bağlantı sağlanamıyor, olan biten şeyler okuyucuya geçmiyor ve hikayeye herhangi bir derinlik katılmıyor. Son sayıda daha farklı şeyler olsaydı, önceki sayılarla bağlantılı bir şekilde güzel bir kurgu ortaya çıkabilirdi. En azından basit bir hayaletli ev hikayesi bile bundan daha güzel olabilirdi.

Deliler hastanesindeki ziyaret için devreye giren yan karakterin eşcinsel olması genel durumun aksine biraz zorlama bir durumdu açıkçası. Ana karakterlerin eşcinsel olarak seçilmiş olması günümüz yapımlarının aksine aslında fazla sırıtmıyor. Çünkü karakterlerin bu durumunun hikayeye herhangi bir etkisi yok. Fakat Samantha’nın deliler hastanesi için görüştüğü kadının da eşcinsel olması tam olarak yapaylığın başladığı yerdi. Neyse ki bu durumu fazla uzatmadılar.

Bu eser hakkında söyleyebileceğim en olumlu şey çizim ve renklendirmesidir. Kesinlikle muazzam bir görselliğe sahip. Okuduğum korku çizgi romanları arasında çizim ve gölgelendirme tarzı ile kullanılan renk paleti açısından muhakkak en iyi eserlerden birisidir. Karakterlerin bakışlarındaki ürperticilik, aynalardaki yansımalar, karanlık atmosfer vs. genel olarak bütün korku sahneleri muhteşem.

Sonuç

Olay örgüsü ve genel kurgusu zayıf, okuyucuyu hiç yormadan kendini okutabilen ve harika çizimlere sahip bir çizgi romanı okurum diyorsanız, iyi okumalar. Aksi halde vaktinizi daha güzel çizgi romanlara ayırmanızı öneririm.

6/10

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
error
Updated: 19 Mayıs 2019 — 16:18