UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

Detective Comics Annual #1 İnceleme

Yazar: James Tynion IV
Çizer: Eddy Barrows
Yayımcı: DC Comics

Rebirth’ten beri Detective Comics dergisinde özünde iyi olan fakat kaderin büyük bir tokadını yemiş biri olarak olarak karşımıza çıkan ve okuyucular tarafından ekibin en çok sevilen isimlerinden biri olan Clayface‘in geçmişine, bu sayıda ışık tutuluyor.

Basil Karlo, büyük bir oyuncu olma yolunda ilerleyen yakışıklı bir aktris. En karanlık yüzlerin bile ardında sevilebilecek bir şeyler olduğunu göstermek için kendince çok önemli olan bir rolün peşine düşmüş bir halde. Fakat üstte dediğim gibi kaderin tokadını öyle bir yiyor ki hayatı alt üst oluyor.

Geçirdiği bir trafik kazası sonucunda yüzü, geri döndürülemez bir biçimde deforme oluyor ve menajeri artık oynamak istediği rol için uygun olmadığını söylüyor. Ama Basil, bu hayaline öyle sıkı sıkıya sarılmış ki her ne pahasına olursa olsun o rolde oynamak istiyor. Bu nedenle kimyasal bir bileşen ile eski yüzünü maske olarak tekrar kendisine kazandırıyor. Bu maske bir süreliğine de işe yarıyor, ta ki Batman ile karşılaşana kadar.

Hikayenin devamını veya başka detayları anlatma ihtiyacı duymuyorum bu yazıda. Bunun iki nedeni var. Birincisi, Clayface’in hali hazırda bilinen bir karakter olması. İkincisi ise karakteri tanımayanların, bu hikayeyi sayıyı okuyarak öğrenmesinin daha güzel olacağını düşünmem.

Clayface’in kökeni, bu sayı ile birlikte modernize ediliyor. Karlo Basil’in aslında, toplumun kendisini gördüğü gibi bir canavar değilde; hayallerinin peşinde koşan, bu hayalleri gerçekleştirebilmek için her şeyi göze alabilecek bir insan olduğunu görüyoruz. Kullandığı kimyasalın yan etkisi yüzünden sinirlerinde bozulmalar olan ve kontrolünü kaybeden Karlo Basil, hayallerinin peşinden giderken birçok insanı da öldürüyor. İşin bu kısmından bakınca da özünde iyi biri olsa bile, aynı zamanda masum insanları da öldüren bir canavar.

Hazır Clayface üzerinden bir hikaye işlenmekte iken, bu annual sayısında karakterin orijinini anlatmak iyi bir fikir. Fall of the Batmen‘i okuyucular için daha anlamlı bir hale getirebilir. Son sayıdaki malum olaydan dolayı, önümüzdeki birkaç sayıda Clayface’in daha ön planda olacağını düşünüyorum. İnsanlar ile ilişkileri nasıl olacak, takımda kalacak mı gibi sorulara yanıt ararken karakterin geçmişini böyle yenilenmiş bir şekilde tekrar okumak, karakter açısından hikayeye katkı sağlayacaktır. Tabii gel gör ki bunu yeterince başaramıyor.

Sayının en kötü yanı kesinlikle finali. Karakterin kökenini bize anlattınız, güzel, fakat insan bekliyor acaba nereye varacağız diye. Şu anki hikaye açısından düşününce, bu sayının Clayface’e biraz derinlik kattığını kabul ediyorum fakat onun dışında herhangi bir etkisi de olmuyor. Bu nedenle eğer karakteri zaten çok iyi tanıyorsanız, bu sayının size çok da bir şey vaat etmeyeceğini ve beklediğiniz keyfi alamayacağınızı belirteyim.

Boşver hocam Clayface’i falan, ben bu sayıyı sırf çizimleri için bile okurum diyorsanız eğer, size hak veriyorum. Çizimler ve renklendirme o kadar güzel ki kesinlikle muhteşem. Hele bir kaç sahne var ki bana Alan Moore’un Swamp Thing serisinde harikalar yaratan Steve Bissette’nin çizimlerini hatırlattı.

Sayı hakkında söyleyeceklerim bu kadar. Ortalama bir sayıydı. Çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim fakat kötü de değildi. Çizimler, benim için sayıdaki en iyi şeydi.

  • Clayface’in kökenini merak ediyorsanız,
  • Detective Comics’ten ne çıksa okurum diyorsanız,
  • Ve önemlisi de Eddy Barrows’un muhteşem çizimlerini görmek istiyorsanız, o zaman bu sayıyı size tavsiye edebilirim.

Not: 3/5

detective comics 973

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 20 Ekim 2018 — 15:10
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up