UÇAN SPAGETTİ

Evrenin sonuna doğru!

Arayışta Olanlar İçin Bir Öneri; Tower of God’a Şöyle Bir Bakış…

İnsanoğlu tabiatı gereği tamahkârdır. İşte, Tanrının Kulesinin besin kaynağı da insanlardır. 134 katı fethedilmiş bu uçsuz bucaksız kule, sayısız hayal ve rüyayı yutmuş vaziyette. Bunların arasında zalimler de vardı, masumlar da. Pek çoğunu kule zalim olmaya zorlamıştı, çünkü kulede hayatta kalmak için diğerini feda etmen gerekmekte. Gerekirse en yakın dostunu bile…

Öncelikle, Tower of God kimlere hitap ediyor?

Tower of God serisi, SIU -Slave in Utero- tarafından yazılan bir Webtoon’dur. Yani Kore yapımı bir web çizgi romanıdır. Anime manga piyasası ile haşır neşir olmuş çoğu insan duymuştur eminim bu seriyi. Uzun soluklu, geniş bir evrene sahip, karakter tasarımları hoş, içinde kaliteli dram ve aksiyon barındıran bir seri arıyorsanız Tower of God kesinlikle size göre. Ancak! Unutulmamalı ki bu bir Webtoon’dur, yani çizimleri en başta kalitesiz ve basit gelebilir çünkü bu amatör bir iştir. Bu bilgi unutulmadan okunmalıdır. Bunlara yazının ilerleyen kısımlarında daha detaylı bir şekilde artıları ve eksileri bölümünde değineceğim.

Tower of God serisinin geçtiği Tus evrenini tanıyalım;

Tower of God, Kule ve Kahramanımız Baam…

Tower of God, SIU’nun yani yazarın TUS adını verdiği uçsuz bucaksız bir evrende geçmektedir. Peki bu evreni kimler yönetiyor? En başta evrenin tanrıları Axis’ler, kulenin hükümdarı Kral Zahard, yüce fakat bir o kadar zalim Yüce Aile liderleri ve kuralsızlar. Kral Zahard’a diş bilemiş terör örgütleri kuleyi karıştırmakla meşguldür. Kral Zahard ise diktatörlüğüne son sürat devam etmektedir. Bu hengamede de ana kahramanımız Baam, karanlık bir mağaraya hapsedilmiş ve dış dünyadan habersiz yaşamaktadır. Ta ki o güne kadar. Rachel… Hikâyemizin kırılma noktası Rachel…

Bu kesinlikle bir aşk değil ama Rachel, Baam’ın güneşi ve yıldızları. İlk tanıştığı, ona yazmayı ve konuşmayı öğreten, hayat hakkında bilgi veren kişi. Fakat Rachel’ın gözleri her daim gökyüzündeydi. Baam ona yeterli gelmiyordu. Evet, Baam’a yardım etmişti, onun her şeyi olmuştu. Ama onun görmek istediği gerçek yıldızlardı.

Kuledeki her şey Shinsoo denilen bir enerji türünden yapılmıştır. Gök ve yıldızlar sahtedir ve Rachel’ı bunlar tatmin etmez. Amacı kulenin en tepesine, hatta ve hatta kuleden de dışarı çıkmaktır. Güneşi ve yıldızları görmektir. Baam’ı bu sebeple terk etmiştir.

Fakat Baam için Rachel her şeydir. O da peşinden gider Rachel’ın ve hiç bilmediği zalim bir dünyaya adım atar. Onu kulenin gardiyanlarından Headon karşılar ve ilk karşılaştığı zalim odur.

Kulenin işleyişi, Kral Zahard, Phantaminum ve 10 Aile Lideri…

Kral Zahard bir maceracıydı. Yanında bir düzineyi aşkın dostu ile yola çıkmıştı. Bu dostlarına daha sonra Yüce Aile Liderleri diyeceklerdi, kendisine ise “Kulenin Kralı”. Kral Zahard kulenin 134 katını da fethetmiş, kulenin yöneticileri Gardiyanlar ile tek tek anlaşma yapmış, kendisini ve yoldaşlarını ölümsüz kılmıştır. Tabii bunlardan ikisi vardır, tekini çok sever; bir maceracıdan bir diktatöre dönüşecek kadar. Öteki ise… Tam bir bilmecedir.

İşte Kulenin 10 Yüce Savaşçısı;

  • Arie Ailesinin Lideri; Hon,
  • Koon Ailesinin Lideri; Eduan,
  • Ha Ailesinin Lideri; Yurin,
  • Ari Ailesinin Lideri; Han,
  • Po Bidau Ailesinin Lideri; Gustang,
  • Lo Po Bia Ailesinin Lideri; kuledeki en güçlü anima ve ismi bilinmemekte,
  • Yeon Ailesinin Bakire Lideri; Hana,
  • Tu Perie Ailesinin Lideri; Tperie,
  • Hendo Lok Ailesinin Lideri; Bloodmadder,
  • Eurasia Ailesinin Lideri; Blossoom

Kuledeki Rütbe Sistemi

Kuralsızlar

Kuralsızlar, kısaca kuleye izinsiz girmiş olan kişilerdir. Bu kişilerin kule ile anlaşmaları bulunmadığından, Zahard ve 10 Yüce Aile Liderine zarar verebilmektedirler. Yani doğal olarak Kraliyet ve Yüce Ailelerin doğal düşmanlarıdır. Ana karakterlerimiz Baam ve Rachel da birer Kuralsızdır.

Kurallılar

Kurallı olarak tabir ettiğimiz kitle, kulenin çoğunluğunu oluşturmaktadır. Kurallılar, kuleye gardiyan ile anlaşma yaparak girmiş kişilerdir. Ve bu kişiler Kral Zahard’a ve 10 Yüce Aile Liderine karşı kesinlikle savunmasızdır, hiçbir şekilde zarar vermeleri söz konusu dahi değildir.

Axisler

TUS evrenini yöneten tanrımsı varlıklardır. Yazarın açıklamasına göre bu seviyeye sonradan ulaşılabiliyor. Misal siz kuleye basit bir insan olarak girip bir “Axis” olarak çıkabiliyorsunuz. Kulenin en güçlü yaratığı da bir Axis’tir ve kesinlikle yenilmezdir. Tabii ki kulede Phantaminum’un bir Axis olduğu bilinmiyor ve bu sebepten sık sık Zahard ve Enryu ile kıyaslamaları yapılıyor. Ama ikisinin de Phantaminum’a karşı bir şansı olmadığı yazar tarafından belirtilmiştir.

Yüksek Seviyeciler

Yüksek Seviyeciler yani High Ranker’lar, kulenin %1’ini oluşturmaktadırlar. Kulede şu an keşfedilen 134 kat mevcuttur ve yazarın blog açıklamalarına göre bu katların her biri bizim dünyamızdaki Amerika kıtası kadar büyüktür. Yani kulede milyarlara, hatta trilyona varan bir insan sayısı olduğu bir gerçektir. Kuledeki Seviyeci miktarı 100 bin ise, bunun sadece %1’ini Yüksek Seviyeciler oluşturmakta. Yani, Yüksek Seviyeciler Kuledeki en badass, en korkutucu varlıkların başında geliyor.

Seviyeciler

Yani Ranker’lar. Seviyeci, kulenin 134 katını tırmanmış kişilere verilen isimdir. Yüksek Seviyeciler kadar korkutucu olmamalarına rağmen onların da kulede bir saygınlığı mevcuttur.

 Kule Gardiyanları/Yöneticileri

Gardiyanlar, kuledeki Shinso’yu özgürce kontrol edebilen, istedikleri biçimi alabilen varlıklardır. Kulenin ikinci en güçlüsü olan Kızıl Kule Kuralsız Enryu hariç hiç kimse bir Yöneticiyi öldürememiştir (Bu bilgi bir spoiler değil. Çünkü çizelgeye göre bu olay hikâyemizden yüz yıllar önce meydana geliyor ve yazar bunu bloglarında açıklıyor). Kral Zahard’ın bile bir Gardiyan yenemeyeceği söylentiler arasındadır.

Kat Sahipleri ve Kat Yöneticileri

Kuledeki bazı katlar, kulenin önde gelen güçlü isimlerine aittir. Örneğin 77. kat, Kuralsız Urek Mazino’ya aittir ve Wolhaiksong’un karargâhıdır. Kat yöneticileri ise gardiyanlar ya da kat sahipleri tarafından görevlendirilmiş yetkililerdir.

 Prenses Sistemi

Prenses sisteminin fikir babası aslen Po Bidau ailesinin lideri Gustang’dır. Kral Zahard’ın kanı öyle güçlüdür ki onu taşıyacak, onun çocuğunu taşıyacak bir kadın bulunamaz. Gustang ise bir öneri sunar. Öneriye göre geleceği açık kız çocuklarına Kral Zahard’ın kanı enjekte edilir ve de bunlara “Prensesler” denir. 13 ay serisini toplayan prenses ise Kral Zahard’ın yeni karısı olmaya layık olacak olan Prenses’dir. Sistem biraz çarpık gelse de en azından aralarında “gerçek” kan bağı bulunmuyor. Tabii bu size yine de etik gelmeyebilir.

Terör Örgütü F.U.G

F.U.G Kral Zahard’a ve 10 Yüce Aile liderine diş bileyen, karanlık bir örgüttür. Örgütün lideri Grace Mirchea Luslec serinin yayımlanmış son sayısında dahi henüz ortaya çıkmamasına rağmen, okuyucular tarafından en çok beklenen karakterlerden birisidir. Luslec dışında, “yaşlılar” ve örgütün üst düzey savaşçıları Slayer’lar örgüt yönetiminde etkin role sahiptir. Serideki en büyük gizemlerden biri de Slayer’lardır, çünkü şimdiye kadar henüz pek azını gördük. Örgüt pek çok Seviyeci, Yüksek Seviyeci ve Kurallıyı bünyesinde barındırıyor.

Genel Değerlendirme

Artıları;

Tower of God öncelikle bol macera ve gizeme sahip, teori üretmeye yatkın bir hikâye örgüsü bulunduruyor. Kaliteli ve kendisini okura bağlatan karakterleri seven okuyucular için birebirdir. Serideki yan ve önemsiz karakterlerin dahi kaliteli hikâyeleri, geçmişleri mevcuttur. Karakter gelişimi ise çoğu karakterde gerçekleşiyor. Karakterlerin kişilikleri, yaşadıkları olaylar sonucu şekilleniyor ve her karakterin belli başlı öncelikleri var. Kesinlikle tamamen siyah ya da beyaz karakterler yok. Serinin en nefret edilen karakteri bile yeri geldiğinde en çok empati yapılabilecek karakterlerin başında geliyor. Jinsung, Urek, Enryu, Zahard gibi karizma abidesi karakterler bulunuyor. Yan karakterlere baktığımızda ise Daniel, Reflejo, Beta gibi güzel hikâyelere sahip karakterlerle de karşılaşıyoruz. Seri, sonradan açılıp yavaş yavaş evren hakkında bizi bilgilendirse de, kesinlikle çok akıcı ilerliyor. Şahsen Tower of God okurken sadece birkaç sahneden sıkıldığımı hatırlıyorum.

Eksileri;

Serinin en büyük eksilerinden birisi, yazarın bazı önemli bilgileri direkt olarak seride sunmak yerine blog sitesinde yayınlaması. Okuyucu açısından kesinlikle çok ama çok kötü bir durum bu. Ve en önemli eksilerinden birisi de karakterlerin güç sıralamasının en başından belirlenmiş olması. Tabii bu sıralama bazı kişilere göre tam olarak doğru diyemeyiz. Çünkü politik güç ve konumun da etkisi bulunuyor. Ancak elimizde bir sıralama var ve bu okuyucunun tartışacağı alanı kısıtlıyor. Ve yazının en başında dediğim gibi, Tower of God amatör bir iş olduğu için çizimleri başlangıçta çok tatmin edici gelmeyebilir. Ancak ileride kesinlikle güzelleşiyor.

Ve gelelim en büyük eksimize. Serimiz biraz yavaş ilerliyor ve evren hakkındaki önemli bilgileri bize ilk sezonundan sonra yani 70-80 sayı sonrasında vermeye başlıyor. One Piece, Naruto, Bleach gibi uzun soluklu serilerin okuyucuları her ne kadar bu duruma alışkın olsa da özellikle sabırsız okuyucular için biraz sorun olabilir.


Yazı ve seri hakkındaki her türlü görüş ve düşüncelerinize açığım.

Bu yazıyı paylaşmak ister misiniz?
Updated: 1 Kasım 2018 — 10:47
UÇAN SPAGETTİ © 2018 Sitemizde yer alan içerikleri kaynak belirtmeden paylaşmak yasaktır. Frontier Theme
Scroll Up